KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2022/5593 E., 2025/2837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2020/535 E., 2021/1988 K.
- Suç
- Hakaret
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
662 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarih, 2015/135 Esas, 2016/47 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar 24.02.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Sanığın denetim süresi içerisinde 18.07.2017 tarihinde hakaret suçunu işlediğinin ihbar edilmesi üzerine Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2019 tarih, 2019/254 Esas, 2019/624 Karar sayılı kararı ile hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiştir.
3.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, tanık V.D.'nin balkona çıktığı zaman sanığın hakaret ettiğini duymadığını beyan etmesi karşısında, yanlı ifadeleri olan şikayetçilerin beyanına itibar edilerek karar verildiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı, katılan ve şikayetçi polis memurlarının aşamalarda birbirleriyle uyumlu ve istikrarlı beyanlarda bulunmaları ve iddialarıyla uyumlu olarak ekip aracından sonra hakaretin gerçekletiği polis merkezi gözlem odasına ait sesli kamera kaydına ilişkin çözüm tutanağı ile olay tutanağı karşısında sanığın kamu görevlisi olan katılan ve şikayetçiye hakarette bulunduğundan bahisle hakkında mahkumiyet kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1.Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası.
"Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir.
Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın adı geçen Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hareketin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir.
Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın katılan ...'e hakarette bulunması nedeniyle ihbar üzerine olay yerine gelen polis memurları müdahale etmek istediğinde bu sefer de polis memurlarına hakarette bulunması biçiminde iddianamede anlatılan ve mahkemece kabul edilen eylemi nedeniyle, hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi de uygulanarak bir kez cezalandırılması ve miktar itibariyle kesin olması nedeniyle istinaf edilemeyen katılan ...'e yönelik hakaret suçundan tayin edilen cezanın mahsup edilmesi gerekliliği bozmayı gerektirmiştir.
2.Kabule göre de, hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı ve kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, aynı Kanun'un 125. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (c) bentlerindeki iki nitelikli halin gerçekleştiği gözetilerek, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür.
Tebliğname'de yer alan görüşe bu sebeplerle iştirak edilmemiştir.
IV. KARAR
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/5593, K. 2025/2837, 17 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama