KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2022/6539 E., 2025/4296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/1234 E. 2021/719 K.
- Suç
- Hakaret
- Hükümler
- Mahkumiyet
- Tebliğname görüşü
- Düzeltilerek onama
Karar Metni
714 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma üzerine Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararıyla, sanıkların hakaret suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyizinin; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, heyet tarafından incelenmesi gerektiği, sanıklar yönünden hakaret suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, siyasetçilerin kendilerine karşı yapılan eleştiri ve protestolarda sıradan vatandaştan daha fazla tahammüllü olmaları gerektiği, katılanın şikayetinden vazgeçtiği hususların dikkate alınarak hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Doğal haklardan kabul edilmiş ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Düşünce hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirleri ve kanaatlerinden dolayı kınamaya tabi tutulmama ve düşüncelerini meşru yöntemlerle dışarı vurabilme özgürlüğüdür. Demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan ifade hürriyeti bir çok hak ve özgürlüğün temelidir. Bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti bir çok uluslararası belgeye konu olmuş ve Anayasa'da da ayrıntılı düzenlemelere tabii tutulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir." denilmektedir.
Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi 07.02.2019 tarih, 2014/18780 başvuru numaralı (Deniz Benol ve diğerleri başvurusu) kararında, başvuru konusu olaydaki kalıplaşmış sloganların tekrarından ibaret sloganlar kitlesel eylemler yapan bazı grupların kolluk güçleri ile karşılaştıkları durumlarda sıkça kullanılmaktadır. Bu bağlamda "Katil polis hesap verecek." şeklindeki sloganın genel nitelikli olduğu değerlendirilmiş ve başvuru konusu olayda görev yapan polislerin kişisel şeref ve itibarına yönelik olmadığı kabul edilmiştir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanıkların suç tarihinde Başbakan olan katılana hitaben söyledikleri slogan niteliğindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararlarına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,05.03.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, sanıkların söylediği sözlerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Somut olayda; sanıkların yaklaşık 150 kişilik bir grubun protesto gösterisi yaptıkları sırada "Başkatil istifa", "Başyalan istifa, hırsız ...", "Başçalan istifa, Başkatil istifa, hırsız ..." şeklinde slogan attıkları, sözlerin Başbakanın toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edici nitelikte olduğu; her ne kadar Anayasa Mahkemesi'nin 07.02.2019 tarih ve 2014/18780 başvuru sayılı kararında "katil polis" şeklinde söylenen slogan niteliğindeki sözlerin suç teşkil etmeyeceği belirtilmişse de; bu kararda da açıklandığı gibi sözlerin genel nitelikte, polisin müdahalesi üzerine ve muhataplarına söylendiğinin kuşkulu olduğu,
incelemeye konu bu dosyada ise; sanıkların sarf ettiği sözlerin genel nitelikte olmayıp doğrudan Başbakanı kastederek şahsına yönelik olduğu dikkate alındığında sanıkların tahkir kastı ile hareket ettiği kanaatinde olduğumuzdan sözlerin hakaret suçunu oluşturduğu düşüncesindeyiz.
Açıkladığımız gerekçelerle sanıkların sözlerinin suç oluşturmayacağı yönündeki sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/6539, K. 2025/4296, 5 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama