Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2023/5754 E. , 2025/18592 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/813 E., 2021/1790 K. SUÇLAR : Cumhurbaşkanına hakaret, hakaret, tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında; Tehdit suçundan kurulan hükme yö
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2023/5754 E. , 2025/18592 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/813 E., 2021/1790 K. SUÇLAR : Cumhurbaşkanına hakaret, hakaret, tehdit HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında; Tehdit suçundan kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Cumhurbaşkanına hakaret ve hakaret suçlarından verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlarından İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; olaya ilişkin beyanlarının doğru olduğuna, alkol aldıktan sonra ne yaptığını hatırlamadığına, pişman olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Katılanlar ... ve ...'a Yönelik Hakaret ve Katılan ...'a Yönelik Cumhurbaşkanına Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Ceza Genel Kurulu'nun 04.07.2022 tarihli ve 2021/4-202 Esas, 2022/512 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre; "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Adalet Komisyonu Raporu’nda da bu husus; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır.' şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnaları ise TCK’nın “Suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK’da, aynı neviden fikri içtima ile farklı neviden fikri içtima tek madde hâlinde ve aynı Kanun’un 79. maddesinde düzenlenmiş iken, 5237 sayılı TCK’da bu iki hâl birbirinden ayrılarak, aynı neviden fikri içtima ve zincirleme suçun düzenlendiği, 43. maddenin ikinci fıkrasında, “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde; Farklı neviden fikri içtima TCK’nın 44. maddesinde; “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiş olup bu hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir. Buna göre farklı neviden fikri içtima ile aynı neviden fikri içtima arasındaki ortak unsur, failin gerçekleştirdiği eylemin tek olmasıdır. Ancak farklı neviden fikri içtimada tek eylemle gerçekleştirilen farklı suçlar söz konusu iken aynı neviden fikri içtimada tek eylemle aynı suç birden fazla kez işlenmektedir. Yine farklı neviden fikri içtimada tek eylemle aynı kişiye karşı suçun işlenmesi mümkün iken (örneğin yüze atılan yumrukla mağdura karşı hem kasten yaralama hem de mala zarar verme suçunun işlenmesi gibi), aynı neviden fikri içtimada suç teorisi ve yasal düzenleme gereği suçların farklı kişilere karşı işlenmesi gerekir. İçtima öğretisinin özünde, bir taraftan failin gereksiz ve kusurunu aşan şekilde cezalandırılmaması; diğer taraftan haksız bir yarar sağlamaması esasına dayanan adil ve rasyonel bir ceza yaptırımının uygulanması düşüncesi yatar. İşte bu nedenle, birden fazla suç tipinin ihlali hâlinde adil cezanın belirlenebilmesi, içtima öğretisinin ceza hukuku sisteminde doğru bir biçimde düzenlenmesini gerekli kılar. Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde “Non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, “Erime sistemi”ni benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir. 5237 sayılı TCK’ya esas alınan teoriye göre; fiilin tekliğinden anlaşılması gereken netice değildir. Suçun yasal tanımında yer verilmiş olması neticeyi fiilin bir unsuru hâline getirmez; suçun yasal tanımında yer verilen netice suçun unsuru olup, fiilin bir unsuru değildir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Fikri içtimada da, fiil ya da hareketin tekliği, doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmayı ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Uyuşmazlık konusu ile ilgisi bakımından "suç tekliği-suç çokluğu" ayrımına değinmekte yarar vardır. "Suç tekliği-suç çokluğu" ayrımı içtima konusundaki temel ayrım olup, suçların içtimai, bu ayrım üzerine temellenir. "Suç tekliği-suç çokluğu" ayrımında fiil sayısını değil ihlal edilen normların sayısı esas alınmaktadır. Tek bir fiille birden fazla suça sebebiyet verilebilir. Yargıtayın uygulaması da bu doğrultudadır. TCK’nın genel hükümleri arasında yer alan fikri içtima kuralları, şartlarının bulunması hâlinde kural olarak her suç için uygulanabilir ise de kanun koyucunun açıkça istisna öngördüğü hâllerde bu kuralın uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Nitekim TCK'nın 212. maddesinde, sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması hâlinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı belirtilerek, açıkça fikri içtima hükümlerinin uygulanması engellenmiştir. Bu anlatımlara göre, farklı neviden fikri içtimanın şartları, hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olması, tek fiille birden fazla farklı suçun işlenmiş olması, işlenen suçlarla ilgili kanunda açıkça fikri içtima hükümlerinin uygulanmasının engellenmemiş olması şeklinde belirlenebilecektir. Görüldüğü gibi, istisnalar dışında, hukuki anlamda tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi hâlinde, bu suçlardan en ağır cezayı gerektirenin cezasına hükmolunması kanun gereğidir. Somut olayda; sanığın aynı gün peşpeşe yaptığı paylaşımlarla gerçekleşen hakaret eyleminin tek eylem olması nedeniyle, sanığın hukukî durumunun 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca farklı nevi'den fikri içtima hükümleri kapsamında değerlendirilmesi ve fikri içtima hükümleri uyarınca da sanığın daha ağır hüküm içeren Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca aynı Kanun'un 125/3-a maddesi uyarınca iki kez hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286/2-d maddesinde yer verilen “… ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ve incelemeye konu suçun aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılanlar ... ve ...'a Yönelik Hakaret ve Katılan ...'a Yönelik Cumhurbaşkanına Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın aynı gün sosyal medya hesabından farklı müştekilere yönelik olarak yapmış olduğu paylaşımların TCK'nın 44. maddesi kapsamında tek eylem sayılıp sayılmayacağına ilişkindir. Sanık 05/07/2019 tarihinde sosyal medya hesabından; "Nasil pay aldiginizi bu turkiye cumhuriyetine ispatlama hakki verin tum adalet kurumlarini ele gecirdiniz sagolun unuttugun bir gercek bu vatan evladi seni siker .." "Simdi kumpascilar yardakcilar bana bir anlatin siirt secimlerini bu ulkeyi nasil aldattiginizi secilmeyecek insani nasil .. oyunlariyla bu ulkeye cumhurbaşkani sectiginizi aciklayacagim. Madem ben varktamos buda sah damaramin tum insanliga borcu olsun ..de varmi oooo cesaret simdiki kanuni mal varligini aciklasin gotu varsa", ".. damatlarina pezevenlik yapmasin ozge hanim diyorki para dogru berat bey para basiyor kimin sehidin yolda kalmisin icra da kalmisin parasini basiyor bir de yurt disindan getirtigi seks aplari jelleri birde firmasi var", Şeklinde paylaşımlar yaparak Cumhurbaşkanına hakaret ettiği, Sanığın yine aynı gün "Varktamos anlamak istemiyor .. icin .. da neden kirmizi alarm veriliyor o zaman gelme vatandasa da eziyet ettirme sen gelecen diye 11000bin kisiyi hazir kita yaptiracan madem gotunden korkun vardi kit imama gotune kopuk tikasin o kadarda insani gotunun arkasindan surukleme", şeklindeki yazıyı paylaştığı; Sanığın yine aynı gün "..de damatlarina pezevenlik yapmasin .. hanim diyorki para dogru .. bey para basiyor kimin sehidin yolda kalmisin icrA da kalmisin parasini basiyor bir de yurt disindan getirtigi seks aplari jelleri birde firmasi var", "Sadece sunu soyleyeyim cikarci pust pezevenk takimina ... arti metresi olan hamfendi bizim literaturde ifadesi yok .. bu mu ulkemizin kasasini emanet ettigimiz sayin cumhur baskaninin damadi arti karisini dayAk manyagi yapmis kizcagiz koskoca ulkeyi yoneten babasina bile soylemiyor demek damat tasakli para babasi" şeklindeki yazılı paylaşımları yaptığı, Sanık tarafından aynı gün içerisinde farklı müştekilere yönelik olarak yapılmış olan bu paylaşımların TCK'nın 44. maddesi kapsamında tek eylem olmadığı, sanığın her bir paylaşımıyla ve yenilenen kast ile farklı müştekilere hakaret ettiği, aynı gün içerisinde yapılmış tüm hakaret içerikli paylaşımların tek eylem olarak kabul edilmesi halinde binlerce kişiye hakaret edilmesinin yolunun açılacağı ve bu işi meslek edinen kişilerin tek bir ceza ile kurtulabilecekleri, farklı müştekilere yönelik yapılan hakaret içerikli her bir paylaşımın ayrı suç oluşturacağı düşüncesiyle sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün bozulması yönündeki düşüncesine iştirak etmiyorum.