Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2024/2550 E. , 2025/11132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/941 E., 2023/2348 K. SUÇ: Çevrenin kasten kirletilmesi HÜKÜMLER :İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; Katılan tarafından, temyiz isteminin r
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2024/2550 E. , 2025/11132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/941 E., 2023/2348 K. SUÇ: Çevrenin kasten kirletilmesi HÜKÜMLER :İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; Katılan tarafından, temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın, sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 181/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğinden suçun vasfı yönünden temyiz edildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.03.2013 gün ve 1515–202 ile 21.12.2010 gün ve 230–264 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı gibi, kesin nitelikteki hükümler ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek şartıyla, suç vasfına yönelik ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan cezaların verildiği hükümlere karşı yapılan aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabilecektir denildiğinden, sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyize tabi olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine dair 23.11.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, Sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, katılanın koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi gereğince reddine karar verilerek, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sanıklar hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2.Katılan tarafından hükümlerin temyizi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince 23.11.2023 tarihli Ek Karar ile hükümlerin kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanın temyiz isteği; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıklar tarafından atılı suçun işlendiğine, eylemler nedeniyle alınan bilirkişi raporlarına göre atılı suçun nitelikli hali olan 5237 sayılı Kanun'un 181/4. maddesinin oluştuğuna, davanın Maliye Hazinesine ihbar edilmesi gerektiğine, şirketin hafriyatları nedeniyle özel mülklerinin zarar gördüğüne, ayrıca göl ve derenin zarar görmesi nedeniyle Hazine zararına neden olunduğuna, şirketin faaliyetleri ile atılı suçu işlemeye devam ettiğine, sanıkların ikrarları ile de atılı suçun işlendiğinin sabit olduğuna, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yöneliktir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; bozma sebepleri dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56/1. maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3. maddesinin (a) bendinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” başta bu Kanun'un 181 ilâ 184. maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır. Türk Ceza Kanunu'nun 181/1. maddesinde suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır. “Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.” Yine aynı Kanun'un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 nci maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir. Türk Ceza Kanunu'nun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181/1. maddesinde, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182/1. maddesi ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun sekizinci maddesinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir. Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali 5237 sayılı Kanun'un 181/3. maddesinde bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir. Yargılamaya Konu Olayda; ... mahallesi ... ilçesinde faaliyet gösteren ... Madencilik inşaat şirketinin kasten maden hafriyatı ile ... köyü 107 ada 6 parseldeki ... gölünü doldurduğu ve bu nedenle gölün suyunun diğer alanlara kaydığı, ... köy dere yatağını kapatarak göletler oluşturduğu, bu bölgede şirketin döktüğü hafriyatların burada bulunan tarlaları etkilediği, çevrenin kasten kirletildiği, sanık ...'ın yönetici, sanık ...'ın “mühendis-daimi Nezaretçi”, sanık ...'in ise muhasebeci ve çevre görevlisi” olarak çalışmakta olduğundan sanıklar hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan dava açılmıştır. Dosyada alınan 21.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, sözkonusu atıkların kirletme ihtimali olduğu 5237 sayılı Kanun'un 181/4 ve 182/2. maddelerinde belirtilen niteliklere sahip olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için atıklara ilişkin daha önce yapılmış analiz sonuçlarının olması ve bunların dosyada sunulmuş olması gerektiği bu bilgiler olmadan sağlıklı değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre çevreyi kirletmeye elverişli olup olmadığı analiz raporu ile tespit edilmeyen malzemelerin, su ve erezyona bağlı olarak, (yani sanıkların kastı veya taksiri olmaksızın) sahada meydana gelen kaymalar sonucu, göl yatağını doldurması, yakın civardaki tarlaları da kaplaması şeklinde gerçekleşen eylemin, bilirkişilerce kanun ve yönetmeliklerde belirtilen herhangi bir teknik usule aykırılık da tespit edilemediğine göre atılı suçları oluşturmayacağı, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle sanıklar hakkında beraat kararları verilmiş ise de, İvrindi Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan ihbar üzerine yürütülen soruşturma aşamasında Balıkesir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne hitaben yazılan 20.06.2017 tarihli yazıda, ihbara konu yerle ilgili olarak atık ve artık maddelerin bulunup bulunmadığı, bu atık ve artık maddelerin çevreye zarar verecek boyutta olup olmadığı ile suda, toprakta ve havada kalıcı özellik gösterip göstermediği ve insanlar ve hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek nitelikte olup olmadığının bildirilmesinin istenilmesi üzerine, Balıkesir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün 07.07.2017 tarihli cevabi yazısında, gerekli araştırma yapılarak bilgi verildiği anlaşıldığından öncelikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden, atıklara ilişkin numune alınıp analiz yaptırılıp yaptırılmadığı sorularak varsa analiz sonuçları dosyaya getirildikten sonra, suça konu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakıp bırakmadığı yönünden 5237 sayılı Kanun'un 181/3-4. maddeleri uyarınca tespiti amacıyla TÜBİTAK'tan ve sonrasında üniversitelerin ziraat fakültesi toprak bölümü, çevre mühendisi, kimya mühendisi ve maden mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetine tevdii edilerek, suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan yönetmelikler ve ekleri ile birebir ilişki kurmak suretiyle ve Yargıtay denetimine imkân sağlayacak nitelikte bilirkişi raporu alındıktan sonra raporun içeriğine göre, ayrıca şirketin sahipleri olması nedeniyle ... ile ... hakkında yapılan suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararının verildiği bu karara yönelik ise itiraz yoluna başvurulduğu anlaşıldığından yapılan itiraz sonucunun araştırılarak, açılmış bir dava bulunması halinde her iki dava dosyasının birleştirilmesi, karar verilip kesinleşmiş olması halinde ise ilgili dava dosyası incelenip, sonucuna göre sanıkların yüklenen eylemden kast ya da taksir şeklindeki kusurluluk türlerinden hangisinden sorumlu olduğu tartışılarak sonucuna göre hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken sanıklar hakkında yetersiz gerekçe ve eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Nedeniyle karar hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, katılanın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca, İvrindi Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2025 tarihinde karar verildi.