Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2024/4852 E. , 2024/9470 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/291 Değişik iş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İl
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2024/4852 E. , 2024/9470 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/291 Değişik iş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın beraatine dair Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2022 tarihli ve 2022/397 Esas, 2022/532 sayılı kararına karşı şikayetçi vekili tarafından yapılan itirazın, şikayetçinin katılan sıfatının olmaması sebebiyle itiraz hakkının bulunmadığından bahisle reddine ilişkin Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 2023/291 değişik iş sayılı sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 gün ve 2024/46027 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Basit yargılama usulünde itiraz" başlıklı 252/1. maddesinde yer alan, "251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir." şeklindeki, 252/6. maddesinde yer alan, "Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir." şeklindeki, 5271 sayılı Kanun'un “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260/1. maddesinde yer alan, "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." şeklindeki düzenlemeler ile, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 17/05/2022 tarihli ve 2022/3684 esas, 2022/12501 karar sayılı ilâmında yer alan, "Mahkemece yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilerek, müşteki ve vekiline... davaya katılmak isteyip istemediği hususlarının beyanları ile birlikte mahkemeye bildirilmesinin, müşteki vekiline 09/01/2021 müştekiye ise 27/01/2021 tarihlerinde tebliğ edilerek ihtar olunduğu, ancak müşteki ve vekili tarafından dosyaya sunulan yazılı bir beyan olmadığı gibi davaya katılma yönünde de bir talebinin bulunmadığı, bu kapsamda müşteki vekilinin ...itiraz hakkının bulunmadığı gözetilerek, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne ilişkin Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/05/2021 tarihli ve 2021/402 değişik iş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde, Mahkemece mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmelerinin isteneceği, söz konusu tebliğ mazbatasında, aynı süre içinde katılma talebinin bildirilmesi gerektiği ihtarının da yer alması hâlinde anılan süre içerisinde davaya katılma talebinde bulunmayan müşteki ve varsa vekilinin itiraz hakkının bulunmadığı, İnceleme konusu somut olayda, Mahkemesince basit yargılama usulü uygulanmasına tensiben karar verilmesini müteakip, iddianamenin tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde beyanlarını bildirmesine dair ihtaratı içeren tebligatların müştekiye ve vekiline 22/05/2022 ve 26/05/2022 tarihlerinde tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de, aynı süre içinde katılma talebinin bildirilmesi gerektiği ihtarının yer almadığı, bu hâlde 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde verilen karara karşı müştekinin itiraz hakkı bulunduğu anlaşılmakla, mercii Mahkemesi tarafından müşteki vekilince verilen itiraz dilekçesinin süresinde olup olmadığının değerlendirilerek, süresinde olduğunun kabul edilmesi hâlinde genel hükümlere göre duruşma açılarak karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, itirazın süresinde olmadığının kabul edilmesi hâlinde ise itirazın bu yönden reddine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Somut olayda, sanık hakkında aynı olay sebebiyle ve aynı mağdura karşı (...) işlediği iddia edilen kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçuna ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28/01/2022 tarihli ve 2022/8260 soruşturma, 2022/2072 sayılı ayırma kararıyla 2022/25660 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma neticesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22/11/2022 tarihli ve 2022/25660 soruşturma, 2022/65247 esas, 2022/45069 sayılı iddianamesiyle sanığın bahse konu kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı ve 5237 sayılı Kanun'un 136/1. maddesinde düzenlenen bahse konu suçun basit yargılama usulü kapsamında bulunmadığı nazara alındığında, 5271 sayılı Kanun'nun 251/8. maddesinde yer alan, " (8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, inceleme konusu hakaret suçunun basit yargılama usulü kapsamında bulunmayan kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçu ile birlikte işlenmesi sebebiyle, basit yargılama usulünün uygulanamayacağı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, 3. İnceleme konusu olayda, şüphelinin kullanmakta olduğu sosyal medya (twitter) hesabından müşteki ...'e yönelik sarf ettiği "koca kafalı öküzün talebesisiniz diye siz de koca kafalı olmak zorunda mısınız, Ahhaaaahaa bi isi de doğru yapın. Canım patili dostlarım ben de sizi sev ediyorum, Koca kafalı öküüüz koooca kafalı ööööküüüz kocaaa kafalı öööküüüz, Doğru söyleyene tahammülleri kalmamış. Öküze öküz dedim diye ihraç ediyorlar" şeklindeki sözler nedeniyle hakaret suçunu işlediği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 21/04/2022 tarihli ve 2022/17383 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda, söz konusu sözlerin müştekiye yönelik söylendiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bahisle yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmiş ise de, sanıktan savunma istenmesine ilişkin disiplin kurulu başkanı müşteki tarafından imzalı belgenin sanık tarafından twitter hesabından paylaşılarak "Koca kafalı öküüüz" şeklinde sözler sarf edilmesi karşısında, bahse konu hakaret içerikli sözlerin müştekiye yönelik olduğu anlaşılmakla, sanığın yüklenen suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (5271 sayılı Kanun) "Kanun Yollarına Başvurma Hakkı" başlıklı 260 ıncı Maddesi (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır. (2) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./73. md) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler. (3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.", anılan Kanun'un "İtiraz Usulü ve İnceleme Mercileri " başlıklı 268 inci maddesinin birinci fıkrası; "Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır."şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'un kanun yoluna başvurma hakkı, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla avukatlara, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşine tanınmıştır. Suçun işlenmesiyle mağdur olan ya da suçtan zarar görenlerin katılma hakkını kullanmaya veya kullanmaya devam etmeye zorlanamayacağı açıktır. Bu itibarla mağdur veya suçtan zarar gören kişi kamu davasına katılmak istemeyebileceği gibi, daha sonra bu hakkını kullanmaktan da vazgeçebilecektir. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesinde katılanın vazgeçmesi halinde, katılmanın hükümsüz kalacağı hususu düzenleme altına alınmıştır. İtiraz kanun yolu olağan kanun yollarından olup CMK'nın 267 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinde; hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde; "(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. (2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir. (3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223. maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. (4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. (5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir. (6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir. (7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz. (8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz., Geçici 5 inci maddesinde yer alan, "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; ...c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 01.01.2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemelere yer verilmiştir., Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarih ve 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı kararı ile 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Yasa'nın 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin de iptaline karar verilmiştir. Aynı Kanun'un basit yargılama usulünde itiraz başlıklı 252 nci maddesinde ise; (1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir. (2) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır. (3) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 ici maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim korunur. (4) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır. (5) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir. (6) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir." hükümleri yer almaktadır. 1 Numaralı İstem Yönünden; İnceleme konusu somut olayda, Mahkemece yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilerek, şikayetçi vekiline 22.05.2022 tarihinde davetiye tebliğ edildiği ancak davetiyenin sanıktan şikâyetçi olup olmadığı, davaya katılmak isteyip istemediği hususlarının beyanları ile birlikte mahkemeye bildirilmesi gerektiğine ilişkin ihtar içermediği anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi uyarınca hükme itiraz etme hakkı bulunduğu belirlenen şikayetçinin itirazı üzerine 5271 sayılı Kanun'un 252/2. maddesi uyarınca hükmü veren Mahkemece duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk hükmü veren Mahkemeye iadesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 2 Numaralı İstem Yönünden; İnceleme konusu somut olayda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 125/2. maddesi delaletiyle 125/1-4. maddesi uyarınca cezalandırılmasının talep edildiği dolayısıyla alenen işlenen hakaret suçunun cezasının üst sınırının iki yıl üstü olduğu; ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/25660 soruşturma numarası ile aynı olay sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 136/1. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirilmek ve yaymak suçundan soruşturmanın yürütüldüğü ve 5271 sayılı Kanun'un 251/8. maddesi gereğince bu suçla birlikte işlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun basit yargılama usulü kapsamında olmadığı anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 3 Numaralı İstem Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) İnceleme konusu somut olayda; mahkemece, deliller değerlendirilerek sanığın beraatine karar verilmiştir. Delil takdiri yapılarak verilen bu kararlar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR A) 3 Numaralı İstem Yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, B) 1 ve 2 Numaralı İstemler Yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 1. Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2022 tarihli 2022/397 esas 2022/532 sayılı kararı ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2023/291 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 2. 1 numaralı istem yönünden 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılmasına, 2 numaralı istem yönünden 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2024 tarihinde karar verildi.