İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2024/7861 Karar: 2025/3891 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/7861 K.2025/3891

4. Ceza Dairesi 2024/7861 E. , 2025/3891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi SAYISI : 2006/62 Esas, 2006/290 Karar SUÇ :Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜ

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2024/7861 E. , 2025/3891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi SAYISI : 2006/62 Esas, 2006/290 Karar SUÇ :Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜ

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2024/7861 E. , 2025/3891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi SAYISI : 2006/62 Esas, 2006/290 Karar SUÇ :Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile sanık hakkında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçundan iki kez mahkumiyetine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20/08/2024 tarihli ve 94660652-105-34-28159-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.09.2024 tarihli ve KYB-2024/89366 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09/09/2024 tarihli ve KYB-2024/89366 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, olay tarihinde Tuzla 3. Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrinde 3. Jandarma Komando Bölük Komutanı olarak görev yapan adı geçen sanık hakkında Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından düzenlenen 05/03/2004 tarihli ve 2004/124 esas sayılı iddianame ile; sanığın 08/12/2003 tarihinde işleme alınan komutanlığa hitaben verdiği tarihsiz dilekçesinde yer alan, “Şu anki Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde hakim olan sisteme karşı olduğumu, var olan sistemin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu sistemi aşırı derecede savunan, bu konu ile ilgili gerekirse her şeyi yapabilecek kişilerle konuştuğunda bu sistemin isminin Atatürkçülük olduğunu-ki bu sistemin Atatürkçülükle bir ilgisinin olduğunu düşünmüyorum-söylüyorlar. Atatürkçülüğün arkasına gizlenerek mezhepçilik, ayrımcılık yapmak aslında tamamı ile Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı hareket etmektir..., mesleğimden ayrılmak istiyorum... en yakın Askeri Şura'da ilişiğimin kesilmesi ile ilgili faaliyetlerin yapılmasını arz ederim” şeklindeki sözleri, Yine bu dilekçe nedeni ile yapılan soruşturma kapsamında alınan 18/12/2003 tarihli ifadesinde belirtilen, "Dilekçemde ifade ettiğim sistem Atatürkçü düşünce sisteminin arkasına sığınarak meydana getirilen bir sistemdir... Var olan sistem Atatürkçülüğün saptırılarak arkasına sığınılmış, aşırı sol görüşlü insanların savunduğu sistemdir. Bence bu insanların savunduğu sistem her türlü ahlaksızlığa pirim veren, kişisel menfaatlerini ön planda tutan, yalanı ve iftirayı sık sık kullanan, gerektiğinde milliyetçilik ve dine saldıran davranışları savunmaktır. Hayata bakış açımda ahlaksızlık, yalan, iftara atmak ve haram yemek yoktur... Bu ve bunun gibi olaylar ayrımcılık yapıldığı hissine kapılmamı sağlamıştır.” şeklindeki sözleri nedeniyle eleştiri sınırları aşılarak devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek fiilini işlediğinden bahisle 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun 159/1. maddesi uyarınca cezalandırılması için hakkında kamu davası açıldığı, Yine adı geçen sanık hakkında Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından düzenlenen 01/07/2004 tarihli ve 2004/618 esas sayılı iddianame ile, sanığın 15/03/2004 tarihinde tayininin çıkmış olması nedeni ile birlikte çalıştığı personele yaptığı veda konuşması sırasında söylemiş olduğu, "Türk Silahlı Kuvvetlerinde bazı personelin Atatürk'ü kullanarak kendilerine çıkar sağladığı, aslında bu kişilerin Atatürk'ü tanımadığı, bunların Atatürk'ün 10 ncu yıl nutkunu okuması gerektiği, Atatürk'ü kullanmaya çalışan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli içerisinde şerefsizlerin olduğu, tayininin haksız yere yapıldığı, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli içerisinde yalakalık ve asalaklık yapıldığı" şeklindeki sözleri nedeniyle eleştiri sınırları aşılarak devletin askeri kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif etmek suçunu işlediğinden bahisle 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun 159/1. maddesi uyarınca cezalandırılması için hakkında kamu davası açıldığı, Adı geçen sanık hakkında bahse konu iki davanın birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 08/12/2003 tarihinde görev yaptığı komutanlığına vermiş olduğu dilekçe ve bu dilekçe nedeni ile yapılan soruşturma kapsamında alınan 18/12/2003 tarihli ifadesindeki sözleri ile 15/03/2004 tarihinde görev yaptığı birliğindeki tim komutanları odasında yaptığı veda konuşmasında söylediği iddia edilen sözleri nedeniyle 765 sayılı Kanun'un 159/1. maddesine göre daha lehe olan 5237 sayılı Kanun'un 301/2. maddesi uyarınca iki kez mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmış ise de, 1- 5237 sayılı Kanun'un 301. maddesinde yer alan, "(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. (4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın yargılama konusu söz ve ifadelerinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26 ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme'nin 10 uncu maddesi ile teminat altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları olduğu gözetilmeden, 2- 5237 sayılı Kanun'un 301/2. maddesine göre sanığın cezalandırılabilmesi için eyleminin aleni olması gerektiği, aleniyetin ise; eylemin herkesin duyabileceği, görebileceği ve sayısı belli olmayan birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olması anlamına geldiği, Somut olayda, sanığın 15/03/2004 tarihindeki veda konuşması sırasında söylediği iddia ve kabul edilen sözlerin askerî birliğin içerisinde yer alan ve aleni olmayan tim komutanları odasında gerçekleştirilmesi nedeniyle aleni olmadığı, yine sanığın 08/12/2003 tarihli dilekçesinde ve 18/12/2003 tarihindeki ifadesinde belirtilen sözlerine ilişkin olarak anılan dilekçe ve ifadenin sıralı komutanları tarafından okunsa da aleni sayılmayacağı, bu nedenle her iki fiili açısından da aleniyet unsurunun gerçekleşmemiş olduğu cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 301/2. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 301. maddesinde, "(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. (4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır." hükümleri yer almaktadır. İncelenen somut olayda; sanığın 08.12.2003 tarihli dilekçede yer alan ifadeleri ile 15.03.2004 tarihinde yaptığı veda konuşmasındaki sözlerinin genel kapsamı nazara alındığında eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları olduğu, ayrıca dilekçede ve veda konuşmasında aleniyet unsurunun gerçekleşmediği anlaşıldığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkumiyetine karar verilmesi Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE, 2.Sanık hakkında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçundan iki kez mahkumiyetine ilişkin kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, Yargıtay tarafından düzeltilmesi gerektiğinden sanığın Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçundan açılan davalarda 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince ayrı ayrı BERAATİNE, 4.Sanığın beraat etmesi nedeni ile bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına, hükmolunan cezaların çektirilmemesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla