İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2024/9275 Karar: 2025/3610 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/9275 K.2025/3610

4. Ceza Dairesi 2024/9275 E. , 2025/3610 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/3630 Değişik iş SUÇ : İmar kirliliğine neden olma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı T

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2024/9275 E. , 2025/3610 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/3630 Değişik iş SUÇ : İmar kirliliğine neden olma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı T

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2024/9275 E. , 2025/3610 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/3630 Değişik iş SUÇ : İmar kirliliğine neden olma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İmar kirliliğine neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Erdek Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/01/2023 tarihli ve 2022/3380 soruşturma, 2023/123 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bandırma Sulh Ceza Hakimliğinin 06/12/2023 tarihli ve 2023/3630 değişik iş kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 gün ve 2024/96303 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, somut olayda, Bandırma ili Erdek ilçesi 32 ada 23 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapı kullanma izni belgesi verilmiş olan apartmanın bodrum katının 2 nolu bağımız bölüm üzerine şüpheli tarafından mimari projeye aykırı olarak ortak olan üzerinde kat maliklerinden izin alınmaksızın kamelya-çardak imalatı yapılması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, suça konu eylemin bina vasfında olmaması ve yapı vasfında olması nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/11/2018 tarihli ve 2015/4-176 esas, 2018/503 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/1. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapılması ya da yaptırılması gerektiği, binanın ruhsata tâbi olmasının yeterli olup belirli bir genişlikte veya yükseklikte olmasına gerek bulunmadığı, maddede belirtilen "bina" kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavramın 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre belirleneceği, anılan Kanun'un 5. maddesinin ise, "...Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır. ..." şeklinde olduğu hususları ile, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 tarihli ve 2013/4-691 esas, 2014/91 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 184. maddesiyle korunan hukuki değerin, çevrenin korunması olduğu ve bu suçun işlenme sıklığı ve yoğunluğu ile sosyal ve toplumsal bir sorun olması gerçeğine değinildiği hususu birlikte değerlendirildiğinde, Soruşturma dosyası kapsamında alınan fotoğraflı bilirkişi raporunda, şüphelinin yapı ruhsatlı binaya ek olarak ruhsatsız imalat yaptığı, yapının daha önce mimari projeye uygun yapılmış ruhsatlı binadan ayrık şekilde değil eklenmek suretiyle bina vasfını kazandıracak ve imar kirliliğine neden olacak şekilde yapıldığı, dolayısıyla eylemin ruhsata ve eki mimari projeye açıkça aykırılık teşkil ettiği anlaşılmakla, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 184/1. maddesinde "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Kanunu'nun 5. maddesinde de bina kavramının "Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21/3. maddesine göre "derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir". Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin "y" bendinde ve aynı Yönetmeliğin 58. maddesine göre esaslı tadilat, "Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen veya yapı inşaat alanını veya emsale konu alanını veya taban alanını veya bağımsız bölüm sayısını veya ortak alanların veya bağımsız bölümlerin alanını veya kullanım amacını veya ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler" şeklinde tanımlanarak, esaslı tadilatın, ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir. İncelenen somut olayda; binanın arka bahçesine 3 tarafı açık veranda yapıldığı, suça konu yapının alınan bilirkişi raporuna göre bina niteliğinde olmadığı anlaşıldığından imar kirliliğine neden olma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu karara yapılan itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince verilen itirazın reddine yönelik kararda bir isabetsizlik görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla