İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2024/9277 Karar: 2025/1780 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/9277 K.2025/1780

4. Ceza Dairesi 2024/9277 E. , 2025/1780 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/440 E., 2023/713 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan sanık ... hakkında basit

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2024/9277 E. , 2025/1780 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/440 E., 2023/713 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan sanık ... hakkında basit

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2024/9277 E. , 2025/1780 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/440 E., 2023/713 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1,4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/10/2023 tarihli ve 2023/440 Esas, 2023/713 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 gün ve 2024/ 96591 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesi uyarınca belirlenen 4 ay hapis cezasında anılan Kanunun 125/4. maddesi uyarınca 1/6 arttırım yapılması neticesinde 4 ay 20 gün hapis cezası yerine 5 ay hapis cezasına karar verilmesini müteakip, belirlenen bu ceza üzerinden 5271 sayılı Kanunun 251/3. maddesi gereğince 1/4 oranında yapılan indirim sonucunda 3 ay 15 gün hapis cezası yerine, 3 ay 22 gün hapis cezasına hükmedilmek suretiyle, fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir. 1. 5237 sayılı Kanun'un 6/1-c maddesinde, kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişinin anlaşılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda; sanığın, durşmada tanık sıfatıyla bulunması nedeniyle kamu görevlisi sayılan mağdura hitaben söylediği kabul edilen sözlerin, 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, 2. 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesinin "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." Sekizinci fıkrasının "Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." biçimindeki düzenlemesi göz önüne alındığında, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından yargılama yapılarak, hakaret eyleminin aleni ortamda gerçekleştirilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinin uygulanmış olması karşısında, suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı 2 yılı aştığından ve hakaret suçuyla birlikte işlenen tehdit suçundan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanamayacağının gözetilmemesi, 3. 5271 sayılı Kanun'un “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226. maddesinde; “1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. 2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. 3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. 4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” düzenlemelerine yer verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 gün ve 13/125-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Nitekim 1412 sayılı Kanun'un 5320 sayılı Kanun'un sekizinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca halen yürürlükte bulunan 308 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindendir. Maddenin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hallerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması halinde, anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca sanık veya müdafiine ek savunma hakkı verilmesi gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında düzenlenen 31.05.2023 tarihli iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesi talep edilmediği hâlde, ek savunma hakkı tanınmadan anılan madde uyarınca cezalandırılarak 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması, Kanun’a aykırı bulunmuştur. Yargıtay incelemesi sırasında saptanan ve yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedenleri kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "Kanun yararına bozma" kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılmasına yer olmadığına, inceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 04.02.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla