İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2024/9728 Karar: 2025/2628 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/9728 K.2025/2628

4. Ceza Dairesi 2024/9728 E. , 2025/2628 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/207 E., 2023/374 K. SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2024/9728 E. , 2025/2628 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/207 E., 2023/374 K. SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2024/9728 E. , 2025/2628 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/207 E., 2023/374 K. SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının 11.12.2012 tarihinde kesinleşmesine müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 22.10.2013 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. fıkrası uyarınca, 17.09.2024 tarih ve 94660652-105-45-6067-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98160 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; " ... Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, Sanığın 17/09/2011 tarihinde görevi yaptırmamak için direnme suçundan eylemine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 66/2. maddeleri gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 67/4. maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, Sanığın Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinde talimat yolu ile 19/06/2012 tarihinde sorgusu yapılarak zamanaşımı süresinin kesildiği, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin sorgu tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, bu tarihten sonra dava zamaşımı süresini kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 67/1. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 11/12/2012 tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin durduğu, yeni suçun işlendiği 22/10/2013 tarihinde dava zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, bu itibarla durma süresinin 10 ay 11 gün olduğu, Bu haliyle, sanığın savunmasının alındığı 19/06/2012 tarihi ile dosyanın ele alınarak karar verildiği 18/07/2023 tarihi arasında 8 yıllık zamanaşımı süresinin, zamanaşımı süresinin durduğu 10 ay 11 günlük süre eklendikten sonra dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından sanık hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesi; "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası; a. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b. Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c. Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d. Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer. (2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. (3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. (4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. (5) (Değişik fıkra: 29.06.2005-5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar. (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. (7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz." şeklinde, Anılan Kanun'un 67. maddesi; "(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a. Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b. Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c. Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d. Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanun'da belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." biçiminde düzenlenmiştir. Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun'da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 67/2. fıkrasında, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir. Dava zamanaşımının durması ise, Kanun'da açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir. Anayasa'nın 38. maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.03.2017 tarihli ve 2015/8-268 Esas ve 2017/124 Karar sayılı, 17.01.2017 tarihli ve 2015/15-536 Esas ve 2017/14 Karar sayılı, 01.03.2016 tarihli ve 2015/3-599 Esas ve 2016/99 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan iddianame düzenlendiği, sanığın 19.06.2012 tarihinde savunması alınıp hakkında atılı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, bu kararın 11.12.2012 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 22.10.2013 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesinden dolayı ihbar üzerine hükmün 18.07.2023 tarihinde açıklandığı anlaşılmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 231/8. fıkrasının son cümlesi uyarınca denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı, bu kapsamda önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile yeniden suç işlediği tarih arasındaki durma süresi de eklendiğinde, karar tarihinden önce zamanaşımını kesen son işlemin sanığın savunması olduğu, bu tarihten karar tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, 5237 saylı Kanun'un 66/1-(e) bendi, 67. maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. fıkrası gereğince sanığın üzerine atılı suçtan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2023 tarihli ve 2023/207 Esas, 2023/374 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-(d) bendi uyarınca Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; sanık hakkında açılan KAMU DAVASININ, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. fıkrası uyarınca DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla