Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/12843 E. , 2026/6510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/597 E, 2024/364 K SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/12843 E. , 2026/6510 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/597 E, 2024/364 K SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4 ve 52/1. madddeleri uyarınca 2.100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2024 tarihli ve 2023/597 esas, 2024/364 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2025 gün ve 2025/41676 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 1-Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, sanık müdafiinin uyap üzerinden gönderdiği mazeret dilekçesi ile aynı gün İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/484 esas sayılı dosyasının duruşmasına katılacağını, duruşmanın başka bir güne talik edilmesini talep ettiği, mahkemece anılan dosyanın kendi dosyalarına karşı bir üstünlüğünün bulunmadığı gerekçesi ile sanık müdafiinin mazeretinin reddine karar verilerek 14/03/2024 tarihli ilk celsede sanığın savunmasının müdafii olmaksızın alınarak mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmakla; sanık müdafiinin başka bir mahkemede duruşması olması ve fiziken yetişecek durumda bulunamaması karşısında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 149. maddeleri uyarınca sanığın savunmalarında müdafi yardımından faydalanabileceği ve sanık müdafiine de savunma yapma imkanı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde, 2- Kabule göre de; Sanık müdafiinin mesleki mazeretinin kabul edilmeyip duruşmanın ertelenmesi talebi de reddedildikten sonra, sanığın esas hakkındaki mütalaaya karşı süre talebinin, artık sanığın müdafiiden duruşma esnasında yoksun olduğu da gözetilerek kabul edilip makul bir süre verildikten sonra esas hakkında karar verilmesi gerekirken, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde;” isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi başlıklı 149. maddesi (1) Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir. (2) Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/1 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/1 md.) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir. (3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir 5271 sayılı Kanun'un "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. Maddesi ise, (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. (2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. (3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez." şeklinde düzenlemeye yer vermiştir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2024 tarihli 2022/1-445 Esas, 2014/386 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ceza yargılamasında savunma, yargılamanın sonucunda verilen ve iddia ile savunmanın değerlendirilmesinden ibaret olan, hükmün doğru olmasını sağlar. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, susma, soru sorma, kendi aleyhine işlemlere katılmama, tercümandan yararlanma, kanıtların toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma gibi hakların yanında müdafiden yararlanma hakkını da içerir. Savunma, Anayasa'nın 36. maddesiyle anayasal güvence altına alınan meşru bir yol, müdafi de savunmanın meşru bir aracıdır. Dolayısıyla söz konusu hüküm, müdafi aracılığı ile savunulmayı da anayasal güvence altına almaktadır. Savunma hakkı, uluslararası belgelerde de değerine uygun yerini almıştır. Bunlardan, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 11/I, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Antlaşma'nın 14/3-b-d, Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi'nin 6/3-b-c maddeleri sanığın müdafiden yararlanması konusunda açık düzenlemeler getirmiştir. CMK'da savunma hakkı konusunda oldukça hassas davranılmış, bunun bir sonucu olarak da isteğe bağlı müdafiliğin yanında, bazı hâllerde zorunlu müdafilik benimsenmiştir. Aynı Kanun'un 2. maddesindeki tanıma bakıldığında, CMK anlamında zorunlu (veya istek üzerine atanan) müdafi ile vekâletnameli müdafi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Ceza muhakemesinin amacı olan somut gerçeğin ortaya çıkarılması için delillerin duruşmada ortaya konulmasından sonra, bu delillerden sonuç çıkarma, yani tartışma safhası başlamaktadır. Böylece ortaya konulan delillerle ilgili taraflara CMK'nın 216/1. maddesinde belirtilen sıraya göre söz hakkı verilecek ve tartışma imkânı sağlanacaktır. Delillerin tartışılmasında ilk önce söz katılana veya vekiline, daha sonra Cumhuriyet savcısına ve en son olarak da sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Görüldüğü üzere kanun koyucu, önce iddia, daha sonra da savunma makamında bulunan kişilerin söz alıp görüşlerini açıklaması gerektiğini kabul etmiştir. Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanuni temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. Bu kurallar tez (iddia) ile antitezin (savunmanın) çatışmasıyla sonuca (karara) ulaşılan bir sürecin karşılığı olan muhakeme sonunda sağlıklı bir karara ulaşabilmenin gerekli ve zorunlu şartıdır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık müdafiinin göndermiş olduğu mazeret dilekçesinde İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı gün ve saatte duruşması bulunduğundan duruşmanın ertelenmesini talep ettiği, duruşmaya katılan sanığın ise esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep ettiği, sanık ve müdafiinin taleplerinin yerinde olmayan gerekçelerle reddedilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle, savunma hakkının kısıtlanması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2024 tarihli ve 2023/597 Esas, 2024/364 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.