Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/13472 E. , 2026/4444 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/2449 Değişik İş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME G
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/13472 E. , 2026/4444 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/2449 Değişik İş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında hakaret suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulüne ilişkin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mercii kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145965 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut olayda müşteki vekilinin, şüphelinin facebook hesabından yaptığı "yavşağın en büyüğü sensin fırıldak" şeklindeki paylaşım sebebiyle hakaret suçunun işlendiğinden bahisle yaptığı şikâyet üzerine, Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca "doğrudan müştekin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici somut bir fiil ya da olgu isnadı şeklinde ya da sövmek niteliğinde olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı ve paylaşıma konu sözlerin müştekinin "Çorum'da konuşan ... kendisini eleştirenlere 'Yavşaklar' diye hitap etti!" başlığı ile paylaşılan söyleme hitaben yazılması nedeniyle karşılıklı hakaret halinin söz konusu olduğu ve kişiye ceza verilemeyeceği" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve anılan karara karşı yapılan itirazın mercii Ordu 2. Sulh Ceza Hakimliğince hakaretin müştekiye yönelik yapıldığı, 5237 sayılı Kanun'un 129/3 maddesinde cezada indirim yapılacağı veya ceza vermekten vazgeçilebileceğinin düzenlendiği, bunun takdirinin mahkemeye ait olduğu, yavşak şeklindeki sözünde hakaret suçu kapsamında kaldığından bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, Dosya kapsamına göre, öncelikle şüpheli tarafından yapılan yorumun doğrudan müştekiye yönelik yapıldığının sabit olmadığı gibi, müştekinin yaptığı bir konuşmaya yönelik "Çorum'da konuşan ... kendisini eleştirenlere 'Yavşaklar' diye hitap etti!" başlığı ile yapılan paylaşıma yönelik şüpheli tarafından şikayete konu yorumun yapıldığı anlaşılmakla, karşılıklı hakaret halinin olayda söz konusu olduğu ve bu halde şüpheliye ceza verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", aynı maddenin ikinci fıkrasında "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' 170/2 maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler. 172/1. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Mahkeme, kamu davası açılması için yeterli şüpheyi uyandıracak deliller bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli şüpheyi uyandıracak deliller bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin şikayet dilekçesi ekinde bulunan paylaşımlardaki sözlerin, ağır eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu ve karşılıklı hakaret olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin iddianame düzenlenebilmesi ve suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı, karşılıklı hakaret olup olmadığı hususları, lehine ve aleyhine toplanacak tüm delillerin, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerektiğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulüne yönelik kararda isabetsizlik görülmemiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2026 tarihinde karar verildi.