İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/4964 Karar: 2025/16702 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/4964 K.2025/16702

4. Ceza Dairesi 2025/4964 E. , 2025/16702 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/766 E., 2023/439 K. SUÇ : Hakaret KARARLAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Ka

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/4964 E. , 2025/16702 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/766 E., 2023/439 K. SUÇ : Hakaret KARARLAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Ka

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/4964 E. , 2025/16702 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/766 E., 2023/439 K. SUÇ : Hakaret KARARLAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/3-a (2 kez), 125/4 (1 kez) maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 1 yıl 2 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Alanya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2018/766 Esas, 2023/439 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2025 gün ve 2025/52516 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 31/05/2022 tarihli ve 2020/31141 esas, 2022/13625 karar sayılı ilâmında yer alan, "Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11/06/2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK'nın 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın, çay ocağında kamu görevlilerine hakaret ettikten sonra olay yerine gelen polis memurlarına ve hastanede polis memurlarına hakaret etmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla müştekilere karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu, hakaret suçundan bir kez mahkumiyetine karar verilerek cezasından TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, ... Bozmayı gerektirmiş,..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda, sanığın 14/02/2018 tarihinde tanımadığı şahıslar tarafından darp edilmesi olayı sonrasında ambulansla hastahaneye götürüldüğü sırada 112 acil görevlisi olarak çalışan müşteki ...'e "ben burada geberiyorum, sen sallana sallana ambulans sürüyorsun, şerefsiz, a....koyduğum çocuğu..." şeklinde sözlerle hakaret ettiği, yine kendisine hastahanede müdahale eden müşteki doktor ... 'a sinkaflı sözlerle hakaret ettiği iddia ve kabul olunan olayda, sanığın eyleminin aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla müştekilere karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak cezanın arttırılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın üzerine atılı suçu her bir müştekiye karşı işlediğinden bahisle ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilerek fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 3 09... . maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Sanığın aynı suç işleme kararı altında eylemini gerçekleşip gerçekleştirmediği konusu mahkemece değerlendirilerek suç işleme kararında birlik bulunmadığı takdir edilerek verilen karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce Kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla