İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/6417 Karar: 2025/19137 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/6417 K.2025/19137

4. Ceza Dairesi 2025/6417 E. , 2025/19137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/440 E, 2023/713K SUÇLAR : Hakaret, tehdit İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili ka

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/6417 E. , 2025/19137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/440 E, 2023/713K SUÇLAR : Hakaret, tehdit İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili ka

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/6417 E. , 2025/19137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/440 E, 2023/713K SUÇLAR : Hakaret, tehdit İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret ve tehdit suçlarından sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-4, 106/1-1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi gereğince ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/10/2023 tarihli ve 2023/440 Esas, 2023/713 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.06.2015 gün ve 2025/69970 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1. Sanığın, duruşmada tanık sıfatıyla bulunması nedeniyle kamu görevlisi sayılan mağdura hitaben söylediği kabul edilen sözlerin, 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, 2. 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesinin "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." sekizinci fıkrasının "Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." biçimindeki düzenlemesi göz önüne alındığında, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından yargılama yapılarak, hakaret eyleminin aleni ortamda gerçekleştirilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinin uygulanmış olması karşısında, suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı 2 yılı aştığından ve hakaret suçuyla birlikte işlenen tehdit suçundan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanamayacağının gözetilmemesi, 3. Sanık hakkında düzenlenen 31.05.2023 tarihli iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. maddesi talep edilmediği hâlde, ek savunma hakkı tanınmadan anılan madde uyarınca cezalandırılarak 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması, 4. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesi uyarınca belirlenen 4 ay hapis cezasında anılan Kanunun 125/4. maddesi uyarınca 1/6 arttırım yapılması neticesinde 4 ay 20 gün hapis cezası yerine 5 ay hapis cezasına karar verilmesini müteakip, belirlenen bu ceza üzerinden 5271 sayılı Kanunun 251/3. maddesi gereğince 1/4 oranında yapılan indirim sonucunda 3 ay 15 gün hapis cezası yerine, 3 ay 22 gün hapis cezasına hükmedilmek suretiyle, fazla ceza tayininde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1 Numaralı İstem Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 6/1-c maddesinde, kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişinin anlaşılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda; sanığın, durşmada tanık sıfatıyla bulunması nedeniyle kamu görevlisi sayılan mağdura hitaben söylediği kabul edilen sözlerin, 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturduğu gözetilmemesi , Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 2 Numaralı istem Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesinin "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." Sekizinci fıkrasının " Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." biçimindeki düzenlemesi göz önüne alındığında, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından yargılama yapılarak, hakaret eyleminin aleni ortamda gerçekleştirilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesi uygulanmış olması karşısında, suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı 2 yılı aştığı ve hakaret suçuyla birlikte işlenen tehdit suçundan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanamayacağının gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 3 Numaralı istem Yönünden 5271 sayılı Kanun'un “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226. maddesinde; “1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. 2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. 3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. 4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” düzenlemelerine yer verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2012 gün ve 13/125-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Maddenin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hallerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması halinde, anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca sanık veya müdafisine ek savunma hakkı verilmesi gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında düzenlenen 31.05.2023 tarihli iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesi talep edilmediği hâlde, ek savunma hakkı tanınmadan anılan madde uyarınca cezalandırılarak 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 4 Numaralı İstem Yönünden Her ne kadar sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükümde hesap hatası sonucu fazla ceza belirlenmesi kanun yararına bozma konusu yapılması istenmişse de, bir nolu isteme ilişkin bozmanın niteliğine göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. III. KARAR A. 4 Numaralı İstem Yönünden 1 numaralı isteme ilişkin bozma kararının niteliğine göre bu istemle ilgili KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, B. 1, 2, ve 3 Numaralı İstemler Yönünden 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2023 tarihli ve 2023/440 Esas, 2023/713 Karar sayılı hakaret ve tehdit suçlarına ilişkin kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, 1 numaralı istem yönünden aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere 2 ve 3 numaralı istemeler yönünden savunma hakkı ihlali nedeniyle yeniden yargılama yapılmak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla