İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/7320 Karar: 2025/13935 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/7320 K.2025/13935

4. Ceza Dairesi 2025/7320 E. , 2025/13935 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/1061 E., 2022/1290 K. SUÇ: ... hakaret HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Onama İTİRAZA KONU KARAR: Bozma Dairemizin, 23.06.2025 tarihli ve 2022/17392 Esas, 2025/11534 Karar sayılı kar

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/7320 E. , 2025/13935 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/1061 E., 2022/1290 K. SUÇ: ... hakaret HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Onama İTİRAZA KONU KARAR: Bozma Dairemizin, 23.06.2025 tarihli ve 2022/17392 Esas, 2025/11534 Karar sayılı kar

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/7320 E. , 2025/13935 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/1061 E., 2022/1290 K. SUÇ: ... hakaret HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Onama İTİRAZA KONU KARAR: Bozma Dairemizin, 23.06.2025 tarihli ve 2022/17392 Esas, 2025/11534 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay ... Başsavcılığının, 17.07.2025 tarihli ve KD/4-2022/150583 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay ... Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ... yönelik olarak, 20/12/2014 günü Samsun İli ... İlçesi Çiftik Mahallesi ... Caddesi üzeri ...Şubesi önünde toplanarak ilerleyen ... üye 170 kişilik gruba, saat 14.00 sıralarında ... Meydanı'nda bulunan... kapalı otoparkı üzerinde yürüyüş sırasında "hem hırsız hem katil ..." şeklinde yüksek sesle attırdığı sloganın, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, bozma ilamının kaldırılmasına ve sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Doğal haklardan kabul edilmiş ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Düşünce hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirleri ve kanaatlerinden dolayı kınamaya tabi tutulmama ve düşüncelerini meşru yöntemlerle dışarı vurabilme özgürlüğüdür. Demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan ifade hürriyeti bir çok hak ve özgürlüğün temelidir. Bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti bir çok uluslararası belgeye konu olmuş ve Anayasa'da da ayrıntılı düzenlemelere tabii tutulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir." denilmektedir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir. Eon/Fransa davasında AİHM, bir siyasî eylemcinin, 2008 yılında Fransa Cumhurbaşkanı‘nın ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı korteji geçmek üzereyken, üzerinde “Defol git, salak herif” yazılı bir pankart açarak Fransa Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekten hüküm giymesini incelemiştir. AİHM, bu içtihadında yerginin, pek çok kez, özünde var olan abartma ve saptırma vasıfları yoluyla, doğal olarak kışkırtmayı ve galeyana getirmeyi amaçlayan bir sanatsal ifade ve toplumsal eleştiri biçimi olduğunu belirttikten sonra, ceza verilmesinin, güncel konular hakkında yergi niteliğinde ortaya konulan ifade biçimleri üzerinde bir soğutma etkisi yapmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir. Bu tür ifade biçimlerinin kendisi, kamu menfaatini ilgilendiren sorunların serbestçe tartışılmasında oldukça önemli bir rol oynayabilmektedir ki; serbest tartışma olmadan demokratik toplum mümkün olamaz (Eon/Fransa, 26118/10, 14.03.2013) Anayasa Mahkemesi 07.02.2019 tarih, 2014/... başvuru numaralı (... ve diğerleri başvurusu) kararında da, başvuru konusu olaydaki kalıplaşmış sloganların tekrarından ibaret sloganlar kitlesel eylemler yapan bazı grupların kolluk güçleri ile karşılaştıkları durumlarda sıkça kullanılmaktadır. Bu bağlamda "Katil polis hesap verecek." şeklindeki sloganın genel nitelikli olduğu değerlendirilmiş ve başvuru konusu olayda görev yapan polislerin kişisel şeref ve itibarına yönelik olmadığı kabul edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında yargılamaya konu somut olayda; sanığın suç tarihinde katıldığı protesto amaçlı gösteri yürüyüşünde katılana hitaben söylediği kalıplaşmış slogan niteliğindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ve sarsıcı ağır eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığından, Yargıtay ... Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay ... Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Dairemizin, 23.06.2025 tarihli ve 2022/17392 Esas, 2025/11534 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay ... Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın olay günü katıldığı gösteri sırasında atmış olduğu sloganın hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi; "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar... Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir… Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü, Anayasa’nın 13. maddesi ise; "Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargısal uygulamalara göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici yada endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde yaşamsal önemdedir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde korum gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasanın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın olay günü Samsun ili ... ilçesi ... Caddesinde...tarafından düzenlenen yürüyüşe katıldığı, yürüyüş sırasında yaklaşık 170 kişilik gruba "Hem hırsız, hem katil ..." şeklinde yüksek sesle slogan attırtığı, suça konu bu sözlerin eleştiri sınırlarını aşan ve ... toplum neznindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ve bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun oluştuğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun Yargıtay ... Başsavcılığının itirazının reddi yönündeki düşüncesine iştirak etmiyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla