İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2026/2479 Karar: 2026/4853 Tarih: 2026

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2026/2479 K.2026/4853)

4. Ceza Dairesi 2026/2479 E. , 2026/4853 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/81 E., 2023/1124 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 05.01.20

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2026/2479 E. , 2026/4853 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/81 E., 2023/1124 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 05.01.20

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2026/2479 E. , 2026/4853 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/81 E., 2023/1124 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 05.01.2026 tarihli ve 2023/15167 Esas, 2026/56 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.02.2026 tarihli ve 4-2023/110184 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 4- ... numaralı yazısıyla; '' İtiraza konu uyuşmazlık, atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Sanık ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 01/10/2015 tarih ve 2015/30642 esas sayılı iddianamesi ile Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/09/2016 tarih ve 2015/8 48... /653 Karar sayılı kararı ile beraate ilişkin hüküm kurulduğu, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 22/10/2019 tarih ve 2018/41 17... /1706 Karar sayılı hükmü ile beraat kararı kaldırılarak sanığın cezalandırılmasına ilişkin hükmün, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 19/09/2023 tarih ve 2023/ 81... /1124 Karar sayılı kararı ile hüküm açıklanarak cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafinin temyizi ile yapılan inceleme sonucu Yüksek Dairenizin itiraza konu 05/01/2026 tarih ve 2023/151 67... /56 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmünün "sanığın slogan niteliğindeki sözlerinin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Türk Dil Kurumu sözlüğünde hırsız kelimesi "Başkasının malını çalan kimse; uğru" şeklinde tanımlanmıştır. Bu kelimeden türeyen hırsızlık ise, yazılı kanunlar ya da toplumsal meşruiyet düzeyinde mülkiyeti kendine ait olmayan bir taşınır malı, izinsizce alıkoyma, kullanma, nesneden menfaat temin etme işidir. Günlük konuşmalarda halk arasında bir kişinin diğerine hırsız şeklinde bir söz sarf etmesi hiç bir duraksamaya yol açmayacak şekilde hakaret olarak kabul edilmektedir. Katil kelimesi ise insanların canlarına kasteden, insanları öldüren kişi anlamına gelmektedir. Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, 22/05/2015 tarihinde, ... Üniversitesi Dokuzçeşmeler Kampüsü Yabancı Diller Fakültesi önünde "Gençlik Varsa Diktatörlük Olamaz" başlıklı "... diktatörlük hevesinin altında yatan neden açık, daha fazla hırsızlık daha fazla katillik, Hırsızlık yolsuzluk yapanların ödüllendirildiği, hırsıza hırsız diyenlerin tutuklandığı bir ülke istemiyoruz" içerikli bildirileri dağıtarak ve duvarlara aynı içerikli afişleri asmak şeklindeki eyleminin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin kararın onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 05/01/2026 tarih ve 2023/151 67... /56 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA ilişkin kararının KALDIRILMASI, 3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 19/09/2023 tarih ve 2023/ 81... /1124 Karar sayılı kararının ONANMASI, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi'' biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın slogan niteliğindeki sözlerinin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Dairemizin 05.01.2026 gün ve 2023/15167 Esas, 2026/56 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden REDDİNE, 2.6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,09.03.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Cumhurbaşkanına hakaret suçunda, sanığın üniversite önünde dağıttığı bildiri ve afişlerdeki hırsızlık-katillik içeren ifadeler nedeniyle mahkumiyet verilmiş; Daire bunu siyasi ağır eleştiri sayıp bozmuş, Başsavcılık sözlerin hakaret oluşturduğu gerekçesiyle itiraz etmiştir.

Hukuki İlke: TCK 299 ve 125 anlamında hakaretin oluşması için sözlerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici somut fiil/olgu isnadı ya da sövme niteliğinde olması gerekir; siyasetçilere yönelik eleştirinin sınırları özel kişilere göre daha geniştir (Anayasa 26, AİHS 10). Slogan niteliğindeki ağır siyasi eleştiri hakaret suçunu oluşturmaz.

Uygulama Sonucu: ret (Başsavcılık itirazının reddi ve dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi)

Dava Strateji Notu: Cumhurbaşkanına/siyasetçilere yönelik hakaret dosyalarında savunmayı ifade özgürlüğü ve siyasi eleştirinin genişliği (Anayasa 26, AİHS 10) üzerine kurun; sözlerin bir olguya dayalı somut isnat mı yoksa siyasi slogan/eleştiri mi olduğu ayrımı belirleyicidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla