KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/10379 E., 2010/5570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
426 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 20/07/2001 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/04/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı KOSKİ Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ile davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Yerel mahkemece daha önce verilen karar, davalılardan KOSKİ Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 07.04.2008 gün ve 2007/8951-2008/4735 sayılı kararı ile ıslah edilen bölüm yönünden zamanaşımının geçtiği gerekçesiyle ıslah edilen bölümün reddedilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Temyiz etmeyen diğer davalılar yönünden ilk karar kesinleşmiş olup davacı yan yararına usulü kazanılmış hak oluştuğundan, Dairemiz bozma kararı, ilk kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden sonuç doğurmayacağından haklarındaki ilk karar kesinleşen davalılar yönünden bozmadan sonra yeniden karar verilmesi gerekmez.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, ilk kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacılar, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak tüm davalıların maddi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemişler, tazminat hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunun alınmasından sonra, 25.03.2006 gününde, verdikleri ıslah dilekçesi ile davalı sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden maddi tazminat istemlerini artırmışlardır.
Davalı sigorta şirketi yönünden ıslah edilmiş bir dava bulunmadığına göre, ıslah dilekçesi ile istenen maddi tazminat tutarı üzerinden davalı sigorta şirketi yararına vekalet ücreti hesap ve takdir edilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
c)Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesi gereğince dayanışmalı (müteselsilen) sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi aynı olan davalılar yararına tek avukatlık ücreti takdir edilir.
Yerel mahkemece yukarıda açıklanan düzenleme gözetilmeyerek, haklarındaki ıslah edilen maddi tazminat bölümü aynı nedenle reddedilen dayanışmalı sorumlu davalılar KOSKİ Genel Müdürlüğü ile ... yararına tek avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olması ayrı bir bozma nedenidir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/10379, K. 2010/5570, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama