KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/11850 E., 2010/7215 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Davacı ... tarafından, davalı Alanya Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine 14/04/2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda kayıt maliki olarak görünen kişinin 1937 doğumlu olan kendisi olduğunun tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 20/02/2005 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tapu kaydında taşınmaz sahibi olarak görünen kişinin davacı olduğunun saptanması istemine ilişkindir.
Davacı, tapu kaydında adı yazılı taşınmaz sahibinin “... kızı ...” olduğunu, nüfus kaydında aynı adı taşıyan 3 ayrı kişi bulunduğundan tapu işlemi yapamadığını belirterek, tapu kaydında taşınmaz sahibi olarak görünen ...’in 01.07.1937 doğumlu olan kendisi olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı ... Sicil Müdürlüğü ise, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece; davacının istemi, tapuda kayıt sahibi olarak görünen kişinin davacı olduğunun tespiti ve doğum kaydının tapuda gösterilmesi istemi biçiminde değerlendirilerek, doğum kaydının değiştirilmesi ve tespiti istemlerinin dava yolu ile istenilemiyeceği gerekçesiyle istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 76. maddesi gereğince bir davada öne sürülen maddi olguların hukuki nitelemesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin kendiliğinden yapması gereken bir görevdir.
Yerel mahkemece, dava dilekçenin hukuki nitelemesi usul ve yasaya uygun olarak yapılarak, kadastro tutanakları, tapu kaydı, ... adındaki kişilerin nüfus kayıtları, kolluk araştırması sonucu düzenlenen tutanak incelenerek ve gerekirse yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi de yapılarak tüm kanıtlar toplandıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/11850, K. 2010/7215, 15 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama