KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/13786 E., 2010/10439 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/03/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/05/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; a)dava, komşu parselde yapılan inşaat nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, komşu taşınmaz sahibi olan davalının, taşınmazlar arasındaki duvarı yıkarak inşaat temeli atması nedeniyle maddi, davalının keyfi ve komşuluk ilişkileri ile bağdaşmayan davranışları nedeniyle üzülmeleri ve yurt dışından gelmek zorunda kalmaları nedeniyle de manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemişlerdir.
Yerel mahkemece; kendilerine ait duvara ve araziye el atılması nedeniyle apar topar yurt dışından gelmek zorunda kalan davacıların, komşuluk ilişkileri yönünden kabul edilmeyecek eylemler nedeniyle üzüntü içine düştükleri gerekçesiyle, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan nesnel (objektif) eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır.
Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (Medeni Yasa 24), isme saldırı (Medeni Yasa 26), nişan bozulması (Medeni Yasa 121), evlenmenin feshi (Medeni Yasa 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (Borçlar Yasası 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (Borçlar Yasası 49). Bunlardan Medeni Yasa'nın 24. maddesi ile Borçlar Yasası'nın 49. maddesi daha kapsamlıdır.
Medeni Yasa'nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir olgunun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin. Medeni Yasa'nın 26, 174, 287); bunların dışında Borçlar Yasası'nın 49. maddesi uygulanır.
Medeni Yasa'nın 24. ve Borçlar Yasası'nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalının haksız eylemi nedeniyle davacılar yaralanmamış ve yakınlarından ölen veya yaralanan da olmamıştır. Davacıların taşınmazında meydana gelen zarar, davacıların iç huzurunu bozacak nitelikte bir olgu değildir. Manevi tazminatın koşullarını düzenleyen Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince eşya zararı kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak benimsenemez
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, davacıların manevi tazminat isteminin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile de sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi uyarınca; dava konusunun para veya para ile değerlendirilebilir olması durumunda avukatlık ücreti, Tarife’nin üçüncü kısmına göre nispi olarak belirlenir. Aynı Tarife'nin 10/2. maddesi uyarınca manevi tazminat isteğinin bir bölümünün reddedildiği durumlarda, karşı taraf yararına Tarife'nin üçüncü kısmına göre takdir olunacak ücret, davacı yararına takdir olunan ücreti geçemez.
Davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin birer bölümünün reddedildiği gözetilerek, reddedilen bölümler yönünden, davalı yararına yukarıda açıklanan Tarife'ye aykırı olarak eksik avukatlık ücreti takdir edilmemiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/13786, K. 2010/10439, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama