KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/13825 E., 2010/7542 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 16/08/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/05/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız incelenmesi davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 22/06/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı asil ... ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava haksız haciz ve satışlar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden; davalı ile önceden tanışan davacının, dava dışı kişilerin davalıya altın tozu satmasına aracılık yaptığı, satın aldığı altın tozunun sahte olduğunun anlaşılması üzerine ortadan kaybolan satıcılardan parasını alamayan davalının, birkaç arkadaşı ile birlikte davacıya 15.000 $ tutarında senet imzalatarak davacı hakkında icra takibi başladığı anlaşılmaktadır.
Davacının, senedin zorla imzalatıldığını ileri sürerek, borçlu olmadığının saptanması amacıyla açtığı davanın yargılamasının sürdüğü aşamada, devam eden icra takibi nedeniyle davacının bazı taşınır ve taşınmaz mallar haczedilip satılmışsa da alınan tedbir kararı nedeniyle satış bedeli icra veznelerinde bekletilmiş ve davalıya ödenmemiştir.
Borçlu olmadığının saptanmasına ilişkin davada, senedin zorla imzalatıldığı sonucuna varılarak davacının “...borcun olmadığının tespitine...” ilişkin olarak verilen karar, Yargıtay incelemesinden geçerek oy çokluğu ile onanıp kesinleşmiştir.
Olayın gelişim biçimi, davacının borcun olmadığının yargılama sonunda ortaya çıkmış olması, haczedilip satılan varlıkların bedelinin davalıya ödenmemiş olması, maddi zararın öngörülen (muhammen) bedel ile icra satış bedelleri arasındaki farka göre hesaplanıp gerçek zararın saptanamamış olması nedeniyle davalı yararına Borçlar Yasası'nın 43 ve 44. maddeleri gereğince uygun bir tutarda indirim yapılarak davalının sorumlu olacağı tutar belirlenmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 40.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/13825, K. 2010/7542, 22 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama