KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/13860 E., 2010/10817 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
936 kelime·5 dk okuma
Davacı ... vdl vekili Avukat ... tarafından, davalı ASKİ Genel Müdürlüğü ve ... ... aleyhine 03/03/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı ASKİ Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümü ve yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davalılardan ... ... hakkındaki istem pasif husumet yönünden reddedilmiş; diğer davalı ASKİ Genel Müdürlüğü hakkındaki istemin ise bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ile davalı ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından temyiz olunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacılardan ...'ın, sürücüsü olduğu aracın tekerini kapağı açık logara düşürmesi nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek yol kenarında bulunan ekmek büfesine çarptığı, kazada araçta bulunan ...'ın yaşamını yitirdiği, davacılardan ..., ... ile ...'ın yaralandığı, ceza mahkemesince olayda 1/8 oranda kusurlu olduğu belirlenen davacılardan ... hakkında "…kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur…" olduğu gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, eldeki davada alınan bilirkişi raporunda ...'ın 2/8, davalılardan ASKİ Genel Müdürlüğü'nün 6/8 oranında kusurlu bulunduğunun saptandığı anlaşılmaktadır.
Fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak öncü dava açan davacılardan ... ile ..., 21.03.2007 günü verdikleri ıslah dilekçesi ile saklı tuttukları destekten yoksun kalma tazminatı tutarlarını artırmışlardır. Daha sonra davacılardan ..., 08.07.2008 günlü ek dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak eldeki dava dosyası ile birleştirilen ... Asliye 24. Hukuk Mahkemesi’nin 2008/263 Esas sayısında kayıtlı davayı açarak bu kez 12.180,00TL destekten yoksun kalma tazminatı daha ödetilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, ek davanın ikinci ıslah niteliğinde olduğu, bir davanın iki defa ıslah edilemeyeceği gerekçesiyle ek davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 87. maddesinin son cümlesi Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş ve böylece öncü davadaki istem sonucunun ıslah yoluyla artırılması olanaklı hale gelmiştir. Öncü dava açarak maddi zararının bir bölümünün ödetilmesini isteyen davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak koşuluyla, bu haklarının ödetilmesi amacıyla ek dava açabileceği gibi ıslah yolu ile de bu hakkını kullanabilir. Islahtan sonra da fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması halinde ek dava açılabilir. Yerel mahkemece, davacılardan ... tarafından açılan ve eldeki dava dosyası ile birleştirilen ek davanın ikinci ıslah niteliğinde olmadığı gözetilmeyerek, bir davada iki defa ıslah olamayacağı gerekçesiyle ek davadaki istemin reddedilmiş olması;
b)Davacılar, davalılardan ... ... hakkındaki davayı aracın adı geçene ait ekmek büfesine çarpması nedeniyle kazanın meydana geldiğini iddia ederek hizmet kusuruna dayandırmışlardır. İstemin ileri sürülüş biçimine göre davacılar; açıkça, davalı idarenin hizmet kusuruna dayanmışlardır. Hizmet kusurundan doğan isteklerin, İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince, idareye karşı idari yargı yerinde açılacak tam yargı davasında ileri sürülmesi gerekir.
Görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, davalılardan ... ... hakkındaki istemin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalı ASKİ Genel Müdürlüğü’nün diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, desteğin zorunlu eğitimini 16 yaşında tamamlayacağı ve 16 yaşında gelir elde etme başlayacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Destek ... öldüğü gün üç aylık bir bebek olup ancak 18 yaşını tamamladıktan sonra davacı anne ve babasına destek olabileceğinden, destekten yoksun kalma zararının da 18 yaşından itibaren hesaplanması gerekir. Yerel mahkemece, yeterli gerekçeye dayanmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması;
b)Medeni Yasa'nın 186/son maddesi uyarınca “eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar.” Dava konusu olay gününde bebek olan desteğe, çalışıp gelir elde edeceği yaşa gelinceye kadar yapılacak olan bakım ve yetiştirme giderlerine anne ve babası birlikte katılacaktır.
Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, gelir getiren bir işte çalışmayan annenin parasal harcama yapmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle bakım ve yetiştirme giderlerinin tamamının baba tarafından karşılanacağı kabul edilerek hesap yapılmış ise de annenin de en az asgari ücret düzeyinde gelir elde edip bu tutar üzerinden desteğin bakım ve yetiştirme giderlerine katkı yapacağı kabul edilerek, anne yönünden hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından da bakım ve yetiştirme gideri indirilmemiş olması;
c)Dava konusu olay nedeniyle, dava dışı Ergo İsviçre Sigorta AŞ tarafından davacılara yapılan ödemenin güncelleştirilmeden destekten yoksun kalma tazminatından indirildiği anlaşılmaktadır.
Sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeyi tazminat hesabının yapıldığı günden önce alan davacılar, bu paranın tazminat hesabının yapıldığı güne kadar işleyen yasal faizi kadar kazanım sağlamış olacaklarından; zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin getirisinin yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilip belirlenerek hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, sigorta şirketi tarafından davacılara ödemenin yapıldığı 20.04.2005 günü ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunun düzenlendiği 09.06.2008 günü arasında geçen sürede, sigorta şirketinden alınan paranın getirisinin yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilip belirlenmesi ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile birlikte, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmemiş olması;
d)Kendisini avukatı aracılığı ile temsil ettiren davalı ASKİ Genel Müdürlüğü yararına, reddedilen maddi tazminat nedeniyle karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesi; reddedilen manevi tazminat nedeniyle aynı Tarife'nin 10/2. maddesine aykırı olarak eksik avukatlık ücreti hesap ve takdir edilmiş olması; Doğru olmadığından karar bu nedenlerle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/13860, K. 2010/10817, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama