KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/13940 E., 2010/11028 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
290 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 08/03/2004 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21/06/2007 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı ...Ş vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı zarara uğrayanlara ödenen tazminatın, haksız eylem sorumluları olan davalılardan rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlar Yasası'nın 50 ve 51. maddelerinde düzenlenmiş bulunan dayanışma (teselsül) kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açmaları ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmalarına ilişkin olup zarara neden olanlarla zarar gören arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir.
Eldeki davada zarar görenlere ödenen tazminat rücu yolu ile istenildiğine göre, davalılar arasında dayanışmadan söz edilemez. Zarar verenler, zarar nedeniyle zarar görene karşı dayanışmalı (müteselsil) olarak sorumlu iseler de, rücu davasında kusurları oranında sorumludurlar.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalıların zararın meydana gelmesindeki kusur oranları belirlenip bu kusurları oranında, hak ve adalete göre belirlenecek tutarlardan sorumlu tutulmaları gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, tüm zarardan dayanışmalı olarak sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/13940, K. 2010/11028, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama