KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/14045 E., 2010/10222 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
640 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 27/02/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı kardeşi ile birlikte kurdukları şirketin ortağı olduklarını, davalı kardeşinin cumhuriyet savcılığına verdiği şikayet dilekçesinde; kendisinin yokluğunda imzası taklit edilerek alınan 19.06.2003 gün ve 19 sayılı kararla davacının müdürlük süresinin 20 yıl uzatıldığını iddia ettiğini, sahtecilik suçundan hakkında kamu davası açıldığını, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları uyarınca imzanın davalının eli ürünü olduğu belirlenerek beraetine karar verildiğini, davalının iftirası nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığı belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, imzası taklit edilerek karar alındığını, alınan kararın notere onaylatılıp Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanması üzerine öğrendiğini, davacıya uyarı yazısı gönderip hiçbir hukuki işlem yapmamasını bildirmesine rağmen eylem devam edince davacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından suç duyurusunda bulunduğunu, 06.02.2008 günlü bilirkişi raporuyla imzanın kendisine ait olmadığının belirlendiğini ve ceza davası açıldığını, şikayet hakkını kullandığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece resmi belgede sahtecilik yapıldığı iddiasının davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenerek, istemin tümü kabul edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir.
Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayın gelişim biçimi, şikayet tarihi, tarafların kardeş olmaları, sosyal ve ekonomik durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/14045, K. 2010/10222, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama