KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/14507 E., 2010/2683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 23/06/2009 gün ve 2009/101-2009/8432 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalılar vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiştir. Davacıların temyizi üzerine karar Dairemizce, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Davalılar kararın düzeltilmesini istemişlerdir.
Davacılar, 20/01/1994 günü ... ile ...'den satın aldıkları, 38 ada 2 nolu parselin, daha sonra açılan tapu iptali ve tescil davası sonucu “orman” niteliği ile Hazine adına tescil edildiğini, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan hata nedeniyle taşınmazın mülkiyetini kaybettiklerini belirterek, uğradıkları zararın ödetilmesini istemişlerdir.
Yerel mahkeme, dava konusu taşınmazın tapu kaydında 13/08/1993 günlü “2/B uygulamasına tabidir” açıklaması (şerhi) bulunduğu, davacıların bu açıklamaya rağmen taşınmazı satın aldıkları, 2/b uygulaması nedeniyle orman sırını dışına çıkarılan yerlerin Hazine adına tescili gerektiği, bu açıklamaya rağmen gerekli özeni göstermeyerek taşınmazı satın alan davacıların, oluşan zarardan kendilerinin sorumlu olacakları gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Davacıların, dava konusu taşınmazı satın alma ve izleyen işlemleri tapu siciline güven ilkesine dayalı olarak gerçekleştirdikleri, tapunun “orman” olarak iptal ve tesciline kadar kendilerine ait olduğu güveni ile hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle tapu kaydının iptali ile zarara uğradıkları bir gerçektir.
Zarar, kadastro işlemi sırasında doğmuş ise de 4721 sayılı Türk Medeni Yasası'nın “sorumluluk” kenar başlığı taşıyan 1007. maddesi gereğince “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlardaki hatalardan Türk Medeni Yasası'nın 1007. maddesi gereğince Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Davacılar, Devletin kusursuz sorumluluğundan kaynaklanan bir zarar oluştuğu iddiasında bulunduklarına göre kadastro işlemlerinden kaynaklanan sorumluluk Türk Medeni Yasası'nın 1007. maddesi kapsamında olduğundan, davaya adli yargı yerinde bakılması gerektiği sonucuna varılarak işin esası yönünden inceleme yapılması gerekirken, kararın bozulmuş olduğu anlaşıldığından, davalıların karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemizin bozma kararı kaldırılmalı ve yerel mahkeme kararı, davacıların incelenmeyen temyiz itirazları yönünden incelenmelidir.
2-Davacıların incelenmeyen temyiz itirazlarına gelince; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerekir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/14507, K. 2010/2683, 11 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama