KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/1474 E., 2010/1232 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/09/2007 gününde verilen dilekçe ile araç satış işleminin iptali ve trafik kaydının düzeltilmesi istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/02/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, ... plaka sayılı aracın kendisine ait olduğunu ancak kendisinin rızası dışında sahte belgeler ile noterde satıldıktan sonra aracın ... kaydının silinerek... plaka numarası ile ... Trafik Siciline ... adına kayıt edildiğini bildirerek, önce... plaka numaralı araç satış işleminin iptali ile aracın eski hali ve plaka numarası ile kendi adına tescilini istemiş, son celse ise aracın kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Yerel mahkeme, son beyanları esas alarak aracın davacıya ait olduğunun tespitine karar vermiş, dairemizin sayın çoğunluğuda bu kararı doğru bularak onamıştır.
Sahtecilik yolu ile de olsa davalı adına ... Trafik Tescil Bürosu'na... plaka numarası ile kayıt edilen aracın bu satışının ve satış sonucu oluşan kaydının iptaline karar verilmediği sürece yerel mahkemece verilen tespit kararının davacı lehine sonuç doğurması mümkün değildir. Zira, verilen tespit kararı ne davacı adına olan eski kaydın oluşturulması ve ne de davalı adına olan kaydın silinmesi yönünden uygulanması (yerine getirlmesi) mümkün olmayan bir karardır.
Ayrıca, eda davası açılması gereken hallerde hukuken bir yarar sağlamayacak olan tespit davasının açılması mümkün değildir.
Dolayısiyle, tespit davası olarak davanın kabulünün doğru olmadığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun kararı onama düşüncelerine katılmıyorum. 11/02/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/1474, K. 2010/1232, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama