KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/3454 E., 2010/316 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Tarım Hay. Nak. Ltd. Şti ve ... aleyhine 03/04/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalılardan ... Gıda Tar. Hay. Nak. Ltd. Şti vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ile davalılardan ... Ltd Ş tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın gerçekleşme biçimi, davalı yanın kusur durumu, davacıların ölene yakınlıklarının derecesi ve yukarıda gösterilen ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır.
3-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; yerel mahkemece benimsenen 17.07.2008 günlü raporda, destekten yoksun kalma tazminatı hesap günündeki verilere göre hesaplanmış ve davalıya ait araç sigortası tarafından davacılara yapılan ödeme, yerel mahkemece herhangi bir güncelleştirme yapılmadan indirilerek destekten yoksun kalma tazminatı belirlenmiştir.
Sigorta şirketince ödenen parayı, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı günden 3 yıl önce, 05.05.2005 günü, almış olan davacılar; parayı aldıkları günden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen sürede işleyecek yasal faizi kadar haksız yere zenginleşmişlerdir.
Zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin yasal faizi hesaplanıp güncelleştirilerek, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesi ve davacıların karşılanmamış bir zararı kalıp kalmadığı belirlenerek ona göre karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/3454, K. 2010/316, 20 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama