KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/3651 E., 2010/1211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 15/10/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğine göre; davacı avukat olup başlattığı bir icra takibine davalı borçlu ile davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. Yapılan yargılama sonunda takibin bir bölümünün devamına karar verilmiştir.
Davalılar kararı, icranın geri bırakılması istemli olarak temyiz etmişler ve yerel mahkemece dosyanın Yargıtaya gidiş gününden itibaren 60 gün içinde Yargıtay'dan icranın geri bırakıldığına ilişkin karar getirilmek ve takip tutarı depo edilmek koşulu ile süre uzatım belgesi verilmiştir.
Davacı vekil, 60 günlük sürenin geçtiğini belirterek depo edilen alacağı almak amacıyla başvurmuş, yerel mahkeme katibinin yanlış tarihi bildirmesi üzerine depo edilen alacak davacıya ödenmiştir. Davalılar, gelişen bu olay nedeniyle davacı ile yerel mahkeme katibi hakkında şikayetçi olmuşlar ve ceza mahkemesinde yargılanan davacı hakkında beraet, katip hakkında ise cezalandırma kararı verilmiştir.
Ceza mahkemesince davacının beraat etmiş olması şikayetin haksız olduğu anlamına gelmez. Olayın anlatılan biçimine göre şikayet, somut bir takım olgu ve olaylara dayanmaktadır. Ortada şikayeti gerektirecek derecede yeterli emareler bulunmaktadır. Bu kanıt ve emarelerin cezalandırmak için yeterli sayılmaması davalının şikayetinin haksız olduğu sonucunu doğurmaz. Şikayet dilekçesinde olayın oluş biçimine uygun düşmeyen veya davacının kişiliğine yönelen aşağılayıcı bir niteleme de bulunmamaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının şikâyet hakkını yasal sınırlar içinde kalarak kullandığı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/3651, K. 2010/1211, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama