KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/3843 E., 2010/612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/03/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 16/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, etkili eylem nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Apartman yöneticisi olup davalı ile aynı apartmanda oturan davacı, bağımsız bölüm ödentilerini (aidatlarını) ödemediğini kat malikleri toplantısında hatırlattığı davalının, olay günü apartman girişinde kendisine küfür ve tehditlerde bulunarak yumruk attığını belirterek kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, davacının kendisine küfür ve hakarette bulunarak üzerine yürüdüğünü, kendisini korumak amacı ile davacıya vurduğunu ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalının davacıya yönelik etkili eylem suçundan cezalandırıldığı gözetilerek istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda, davalı hakkında tehdit ve etkili eylem suçlarından yapılan ceza yargılaması sonunda, davalı etkili eylem suçundan cezalandırıldığı, tehdit suçundan ise beraetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacının basit tıbbi müdahale ile iyileşecek biçimde yaralandığı gözetildiğinde, olayın meydana geliş biçimi, yaralanmanın derecesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 5.000,00 YTL manevi tazminat fazladır.
Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 2.500,00 YTL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/3843, K. 2010/612, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama