KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4546 E., 2010/1051 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ... ve diğerleri vekili Avukat .... tarafından, davalı İbrahim ... ve ... aleyhine 23/05/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemlerine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ve davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davalılardan İbrahim ...’nün haksız eylemi gerçekleştiren olarak sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. Yerel mahkemece, bu davalının ev başkanı sıfatı bulunmadığı ve aile mahkemesinin de yalnızca ev başkanı hakkındaki davaya bakmakla görevli olduğu belirtilerek; davalılardan İbrahim ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalılardan İbrahim ..., haksız eylemi gerçekleştiren kişi olup Borçlar Yasası'nın 41 ve izleyen maddeleri uyarınca; diğer davalı ... Öncü ise, ev başkanı olarak Medeni Yasa'nın 369. maddesi gereğince sorumludur. Davalar arasında bağlantı bulunduğundan her iki davalı yönünden de uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalılardan İbrahim ... yönünden de işin esası incelenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, çelişkili gerekçeye de uygun düşmeyecek biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
2009/4546-2010/1051
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davacılardan ... ...’ın yaralanmasının niteliği, olayın oluş biçimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde adı geçen davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır
4-Davalılardan ...’nün diğer temyiz itirazına gelince; davacı tarafından istenen maddi tazminat tutarı, ceza yargılaması sırasında, 7/11/2008 gününde, ödendiğine göre, ödenen bu maddi tazminata eylem günü ile ödeme günü arasında geçen süre yönünden faiz yürütülmesi gerekir.
Yerel mahkemece, maddi tazminatın ödenmiş olduğu gün gözetilmeden faiz yürütülmesine karar verilmiş olması doğru olmadığından, karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4546, K. 2010/1051, 9 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama