KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/4652 E., 2010/3293 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 01/01/2002 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08/07/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan ...'ın tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, etkili eylem nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacı yan, maddi tazminat istemini 13.03.2007 günlü oturumda okunan rapora göre 28.02.2008 gününde ıslah ederek artırmış, davalılardan ... tarafından ıslah istemine karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i kabul edilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen bir ve on yıllık zamanaşımı süreleri, zarara uğrayanın zararı ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Dava konusu olay meydana geldiği günden sonraki olguların gelişim süreci incelendiğinde, davacının zarar kapsamını en son zararın hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunun okunduğu 13.03.2007 günlü oturumda öğrendiği benimsenmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler ve 28.02.2008 günlü ıslah dilekçesinin zamanaşımı süresi geçmeden verildiği gözetilerek, davalılardan ... tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i reddedilip işin esasının incelendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacılar, kabul edilecek maddi ve manevi tazminatlardan davalılardan ortaklaşa ve dayanışmalı olarak (müştereken ve müteselsilen) sorumlu tutulmalarını istedikleri halde, bölünen tazminatların davalılardan ayrı ayrı alınmasına karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır..
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına 2/a bendi yönünden katılmıyorum.24/03/2010
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/4652, K. 2010/3293, 24 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama