KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5005 E., 2010/2010 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma
Davacı İçişleri Bakanlığı (... Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/03/2008 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 19/06/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle yaralanan dava dışı görevliye 2330 Sayılı Yasa gereğince ödenen nakdi tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan alınması istemine ilişkindir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Yerel mahkemece, davalının görevli polis memuruna etkili eylem suçundan dolayı beraat etmiş olduğu gerekçesiyle, istem reddedilmiş; karar, davacı idare tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden, davalının görevli polis memurlarına küfür ederek üzerlerine satır ile saldırdığı, davalının elinden düşen satırı almak isteyen komiser ...’ın koluna tekme vuran davalının, adı geçenin 15 gün iş ve güçten kalacak biçimde yaralanmasına yol açtığı anlaşılmaktadır. Ceza yargılaması sonucu kırığın nasıl meydana geldiğine ilişkin yeterli ve inandırıcı kanıt bulunamadığı gerekçesiyle davalının beraetine karar verilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin kanıt yetersizliğine dayanan beraat kararı, hukuk hakimi yönünden bağlayıcı değilse de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır. Beraet kararı, suçun davalı tarafından işlenmediğine ilişkin olgusuna dayanıyorsa, bu karar hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır.
Somut olayda beraet kararı, suçun davalı tarafından işlenmediğine ilişkin kesin bir olguyu saptamadığından, olay yeri tutanakları ile dosya kapsamı değerlendirildiğinde, meydana gelen zarar ile davalının haksız eylemi arasında illiyet bağı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, olay günündeki verilere göre hesaplanacak nakdi tazminat tutarından davalının sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5005, K. 2010/2010, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama