KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5654 E., 2010/2510 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 12/3/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacılar, kız kardeşlerinin oğlu olan davalıya vekaletname veren mirasbırakanlarının bir taşınmazını dava dışı üçüncü şahsa sattığını, vekaletnamenin mirasbırakanlarının yaşlılığından yararlanılarak alındığını ileri sürerek, satış bedelinden miras payları oranında kendilerine düşen bölümün ödetilmesini istemişlerdir.
Davalı ise, mirasbırakan tarafından kendisine verilen vekaletnameye dayalı olarak onun isteği ile taşınmaz satış işlemini gerçekleştirdiğini, davacılar ile aralarında mirasçılık ilişkisi bulunmadığını ve onlara bir borcu olmadığını belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalı tarafından mirasbırakana ödendiği kanıtlanamayan satış bedelinin davalıda kaldığı sonucuna varılarak istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Mirasbırakanları olan annelerinin taşınmaz satma gereksinimi bulunmadığını iddia ederek, davalıya verdiği vekaletname ile satılan taşınmazın satış bedelinden kendi miras paylarına düşen bölümün ödetilmesini isteyen davacılar; açıkça, satış bedelinin mirasbırakana ödenmediğini ileri sürmemişlerdir.
Davacıların eldeki bu davadan önce, davalının annesi olan kız kardeşlerine karşı Polatlı Asliye 2. Hukuk Hakimliği'nin 2006/184-2007/647 sayılı dosyasında görülen davayı açarak; taşınmaz bedelinin mirasbırakan ile birlikte yaşayan kız kardeşlerine verildiğini, kız kardeşleri ile mirasbırakan arasında düzenlenen ölünceye kadar bakma vaadi ile satış sözleşmesi uyarınca mirasbırakanın ev ve arsasını da edinen kız kardeşlerinin, mirasbırakanın yaşlılığından yararlanarak satış bedelini de aldığını ve bu para ile oğlunun düğününü yaptığını ileri sürüp taşınmaz satış bedelinden miras paylarına düşen bölümün ödetilmesini istedikleri anlaşılmaktadır.
Borçlar Yasası'nın 237. maddesi uyarınca taşınır malların bağışlanması biçim koşuluna bağlı değildir. Nakit para da taşınır mal niteliğinde olduğundan, elden teslimi ile bağış sözleşmesi gerçekleşmiş olur. İddianın ileri sürülüş biçimi ve davacıların kanıt olarak dayandıkları Polatlı Asliye 2. Hukuk Hakimliği'nin 2006/184-2007/647 sayılı dosyasındaki açıklamalarına göre, satış bedelinin mirasbırakan tarafından birlikte yaşadığı kızı dava dışı ...’e elden verildiği, onun da bu parayı oğlunun düğününde harcadığı anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, taşınmaz satış bedelinin elden teslimi ile bağış sözleşmesinin gerçekleştiği gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5654, K. 2010/2510, 9 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama