KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/5701 E., 2010/2515 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Davacı-karşı davalı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı-karşı davacı ... aleyhine 19/06/2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar-karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacı-karşılık davalıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeni ile desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı-karşılık davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, olayda davalının tamamen kusurlu olduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek, uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemişler; yargılama aşamasında, 15.09.2008 günlü dilekçe ile de davacılardan ... yönünden maddi tazminat istemlerini ıslah yolu ile artırmışlardır.
Davalı ise, olayda tamamen kusurlu olmadığını belirterek, ıslah dilekçesinin tebliğinden sonra zamanaşımı def'inde bulunarak, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacının ıslah yolu ile maddi tazminat istemini artırmasından sonra davalıların süresi içinde zamanaşımı def'inde bulundukları gerekçesiyle, ıslah edilen bölüm yönünden istemin zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı, bir istek ve dava hakkının yasada belirtilen süre içinde kullanılmaması durumunda, usul hukukunca öngörülen biçimde ileri sürülmek koşuluyla, borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur. İlk itiraz niteliğinde olmadığından esasa yanıt süresinden sonra da ileri sürülebilirse de davacının da buna karşı savunmanın genişletildiğini ileri sürerek karşı koyma hakkı vardır.
Davacıların 15.09.2008 günü haçlandırdıkları ıslah dilekçeleri, davalılardan ... vekiline 18.09.2008 günü, diğer davalı ... ve ... Şirketler Birliği'ne 25.09.2008 günü tebliğ edilmiştir. Davalılardan ... vekili ıslah dilekçesine karşı 12.11.2008 günlü oturumda sözlü olarak zamanaşımı def'inde bulunmuş, diğer davalı ... ve ... Şirketler Birliği de ıslaha karşı 14.10.2008 günlü dilekçe ile zamanaşımı def'inde bulunmuş, bu dilekçe davacı vekiline 12.11.2008 günlü oturumda tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili aynı günlü oturumda her iki davalının zamanaşımı def'ilerinin süresi içinde yapılmadığını, savunmanın genişletilmesine onay vermediğini belirterek karşı çıkmıştır.
Yerel mahkemece, davalıların 10 günlük yanıt süresi geçtikten sonra ileri sürdükleri zamanaşımı savunmalarına davacıların savunmanın genişletilmesine onay vermediklerini belirterek açıkça karşı çıktıkları gözetilerek, zamanaşımı savunmalar reddedilip ıslah edilen bölüm yönünden de işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, ıslah edilen bölümün zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/5701, K. 2010/2515, 9 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama