KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/7080 E., 2010/1036 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 29/11/2005 ve 27/09/2007 gününde verilen dilekçeler ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/01/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 09/02/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili gelmedi, karşı taraf davacılardan asil ... ve vekilleri Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümü ve aracın hasarlanmasından dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ile davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın oluş biçimi, davacıların ölene yakınlıklarının derecesi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılardan ... yararına eşi ... ...'in ölümü nedeniyle takdir edilen 15.000,00 YTL, oğlu ... ...'in ölümü nedeniyle takdir
edilen 18.000,00 YTL, diğer davacı ... ... yararına annesi ... ...'in ölümü nedeniyle takdir edilen 10.000,00 YTL manevi tazminatlar azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacılardan ... yararına eşi ... ...'in ölümü nedeniyle 18.000,00 YTL, oğlu ... ...'in ölümü nedeniyle 25.000,00 YTL, diğer davacı ... ... yararına annesi ... ...'in ölümü nedeniyle 20.000,00 YTL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/7080, K. 2010/1036, 9 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama