KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/7362 E., 2010/3440 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma
Davacı S.S. ... Konut Yapı Koop vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 22/11/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat dava ve karşı dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 24/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı-karşılık davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; davacı, kooperatifin güvenliğini sağlamak, yeşil alan ve ağaçları korumak için yol ile kooperatif taşınmazları arasına 105 metre uzunluğunda 1,5 metre yüksekliğinde tel örgü çekildiğini, davalının tel örgüyü kepçe ve dozerle yıkarak zarar vermesi nedeniyle uğranılan zararının ödetilmesini istemiştir.
Davalı ise, kardeşleri ile paydaşı olduğu taşınmazlar ile davacı kooperatife arasından geçen imar yolunun büyük bölümünü davacının yeşil alanına katarak tel örgü ile çevirdiğini, ... Kaymakamlığı tarafından kamuya ait yola tel çekmek biçimindeki el atmasının önlenmesine karar verildiğini, dava açmaya hazırlandığı aşamada davacı kooperatif ile yapılan protokole göre imar yolunun açılacağı belirtildiği halde açılmadığından engelleri kendisinin kaldırdığını, davacının el atmasının önlenmesi için yaptığı giderlerin davacıdan alınmasını karşılık dava ile istemiştir.
Yerel mahkemece, davalı tarafından yargı kararı olmaksızın tel örgünün kaldırılması haksız eylem olarak nitelenip asıl davadaki istem kabul edilmiş; karşılık dava ise reddedilmiş; karar, davalı-karşılık davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı kooperatif, kendisine ait parseller ile davalının kardeşleri ile birlikte paydaş olduğu taşınmazlar arasındaki imar yoluna, site içi yol, yeşil alan ve 2 metre yüksekliğinde tel çit çekmek suretiyle tecavüz etmiştir. ... Kaymakamlığı'nın 19.12.2005 günlü kararı ile 3091 sayılı Yasa gereğince yola el atmasının önlenmesine karar verilmiş ve 23.12.2005 günü de karar uygulanarak, ... Belediyesi mücavir alanına giren yer adı geçen belediye yetkililerine teslim edilmiştir.
3091 sayılı Yasa gereğince verilen elatmanın önlenmesi kararının yerine getirilmesi (infazı) ile bu tel örgü ve beton direklerin sökülüp yolun imar parseline uygun hale getirilmiş olması gerekir. Oysa davacının 10.10.2007 gününde yaptırdığı tespite göre yerine getirme işleminin eylemli olarak yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının zararı, tel çitin altına betonarme temel yapılırken kullanılan kalıp, tel örgü ve beton direklerin bedelinden oluşmaktadır. Yerel mahkemece, kabul edilen bu zarar kalemlerden bir kısmı idari kararın yerine getirilmesi sırasında kaldırılması gereken kalemlerdendir. İdari kararın yerine getirilmesi sırasında tel örgüyü kaldırmayan davacı kusurludur. Ödetilmesine karar verilen zarar kalemlerden bir bölümünün idari kararın yerine getirilmesi ile kaldırılması gerektiğinden, bundan 2 yıl sonra zarar oluştuğu ileri sürülerek toplam 5.695,65 TL tazminat ödetilmesine karar verilmesi hak ve adalete aykırıdır. Davacı, enkaz niteliğindeki tel örgü ile beton direklerin bir bölümünün bedelini isteyebilir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davalının 2.000,00 TL tazminat ile sorumlu tutulması suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/7362, K. 2010/3440, 25 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama