KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/8448 E., 2010/5234 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 04/09/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalılardan ...’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, yolcu olarak bulunduğu davalılardan ...’e ait araç ile diğer davalı ...’ın sürücüsü olduğu aracın çarpışması nedeniyle sakatlanarak işine devam edemediğini, bu süreye ilişkin primleri ödenmediğinden, emekliye ayrılacağı tarihin ertelendiğini iddia ederek, davalıların sigorta priminin ödenmemesinden doğan zarar ile tedavi gideri ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalılardan ... temyiz dilekçesinde, davacıya sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını iddia ederek buna ilişkin belge sunmuştur.
Yerel mahkemece, davacıya sigorta şirketi tarafından yapılmış bir ödeme bulunup bulunulmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda; davacının raporlu olduğu 6 ay 1 günlük süreye ilişkin hizmetin Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmediği, davacının emekliliğinin 6 ay 1 gün gecikeceği gerekçesiyle yaşlılık sigortasının emekli aylığı taban ücretinden emekli aylığı hesaplanmıştır. Davacının, dava dışı şirket ile olan iş sözleşmesi, raporlu olduğu süre içerisinde askıya alınmış ve primleri ödenmemiştir.
Dosya içeriğinden, davacıya istirahatlı olduğu süre içerisinde geçici iş göremezlik tazminatı ödendiği ve davacının aynı işyerinde çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Yaşlılık aylığına hak kazanabilmek için yalnızca prim ödemesi yeterli bir koşul olmayıp yasanın aradığı diğer koşulların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Davacı, emekli olmayıp aynı işyerinde çalışmaya devam ettiğine ve geçici iş göremezlik ödeneğini de aldığına göre, bu istemine yönelik zararı kalmamıştır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacının prim ödenmemesinden doğan karşılanmamış bir alacağının kalmadığı kabul edilip bu isteminin tümden reddedilmemiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/8448, K. 2010/5234, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama