KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9203 E., 2010/5289 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma
Davacı Sağlık Bakanlığı vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 18/09/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle aracın hasar görmesinden dolayı uğranılan maddi zararın ödetilmesi isteğine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalılardan ... hakkındaki istem reddedilmiş; diğer davalılar hakkındaki istemin ise bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan Mustafa Aktan tarafından temyiz olunmuştur.
Zarara yol açan olaya karışan araç, trafikte davalı ... adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur.
İşletenlik, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Bu bakımdan işletenliğin kayda rağmen başkasına geçmiş bulunduğu her zaman kanıtlanabilir.
Fakat bu konuda getirilecek kanıtların üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını ortan kaldıracak (halele uğratacak) bir sonuç yaratmaması gerekir.
Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 299. maddesinde yer alan düzenlemeler, birbiriyle hiç bağlantısı bulunmayan, birbirine karşı tam anlamıyla üçüncü kişi durumunda bulunan kişiler hakkında uygulama alanı bulamaz. Çünkü haksız eylem nedeniyle zarar gören kişi, üzerinde işletenlik niteliği bulunmayan kişinin hukuki ardılı değildir. Ancak, özellikle trafik olaylarına karışan araçların oluşturdukları zararların düzenlenen sözleşmelerde, üçüncü kişi durumunda bulunan zarar görenlerin, zarara uğramasını önlemek amacıyla bu gibi belgelerin onlara karşı sonuç doğurabilmesi için sözü edilen maddede öngörülen koşulların benzetme yolu ile (kıyasen) aranması hak ve adalete uygun düşmektedir. Yargıtay'ın uzun yıllardan beri uygulaması bu doğrultudadır.
Dava konusu olayda davalı ... aracını, başka bir kişinin kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde eylemli kullanımı (tasarrufu) bulunduğunu geçerli kanıtlarla kanıtlamış değildir. Bu olgunun tanık anlatımları ve adi satış sözleşmesi ile doğrulanması, yukarıda anılan ilke karşısında, davacıların hukuki durumunu etkilemez. Bu nedenle adı geçen davalının işleten sıfatı ile tazminatla sorumlu tutulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle onun hakkındaki istemin husumet yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacı, davalıların ortaklaşa ve dayanışmalı olarak (müştereken ve müteselsilen) sorumlu tutulmalarını istemişse de yerel mahkemece davalılar kusurları oranında sorumlu tutulmuşlardır.
Dava haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, Borçlar Yasası'nın 50 ve 51. maddeler gereğince haksız eylem sorumluları gerçekleşen tüm zarardan dayanışmalı (müteselsil) olarak sorumludurlar. Yine 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 85. maddesine göre trafik kazalarına karışan araçların işletenleri de doğan tüm zarardan dayanışmalı olarak sorumludurlar.
Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler ve davacının istemi de gözetilerek, haksız eylemi gerçekleştiren araç sürücüleri ile bu araçların işletenleri olan davalıların, kabul edilecek tazminatlardan dayanışmalı olarak sorumlu tutulmaları gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9203, K. 2010/5289, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama