KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9252 E., 2010/7660 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
305 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 02/05/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, noterin kusursuz sorumluluğundan ... maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, ... 18. Noterliği'nde düzenlenen özel vekaletnameye dayalı olarak satın aldığı aracı 3. kişiye satmak istediği sırada, aracın çalıntı olduğunun anlaşılması nedeni ile 3. kişi adına tescil ettiremeyip gerçek sahibine geri verdiğini, satış sözleşmesinin dayanağı olan araç satışına ilişkin vekaletnamesinin davalı ... 18. Noteri tarafından düzenlendiğini, vekalet verene ait dayanak kimlik belgesinin sahte olduğunu, noterin bunu fark etmemesi nedeni ile zararından sorumlu olduğunu belirterek, araç için ödediği bedelin davalıdan alınması isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, noterlik işleminin yasaya uygun olarak yapıldığını, düzenlediği belgenin satış için vekaletname olup zarar doğurucu sonucu olmadığından zarar ile eylemi arasında nedensellik bağı bulunmadığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, sahte nüfus kimlik belgesi sahibi 3. kişinin suç sayılan eylemi nedeniyle kusursuz sorumlu davalı noterin eylemi ile zarar arasındaki nedensellik bağının kesildiği gerekçesiyle, istemin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, davacının kanıt listesinde yer alan sahte kimlik fotokopisinin aldatma yeteneği olup olmadığının belirlenememesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa bu durum, davalı yararına yorumlanmamalı, onun da bölüşük kusurunun ve bu nedenle de sorumluluğunun varlığı kabul edilip zarar kapsamı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9252, K. 2010/7660, 23 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama