KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2009/9339 E., 2010/5734 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 04/05/2006 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 28/03/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacılar, satın aldıkları taşınmazlar üzerindeki haciz işleminin danışıklı (muvazaalı) olduğunu ileri sürerek davalılara borçlu olmadıklarının tespitini istemişlerdir. Davalılardan ... ve ... ise, istemin husumet yönünden reddedilmesi gerektiğinİ savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, davalılardan ...’ya yönelik istem geleceğe bırakılması nedeni ile reddedilmiş; diğer davalılara yönelik istemin ise davacıların icra takibine konu edilen senedin borçlusu ya da cirantası olmadıkları, haklarında bir icra takibi bulunmadığı, dava konusu taşınmazları icra takibine konu edilen borç ile yükümlü olarak satın aldıklarından icra takibine konu edilen borcun olup olmadığı konusunda dava açma ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle husumet yönünden reddedilmiş; karar davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacıların dava konusu Didim İlçesi ... Köyü Saplıada mevkii 3321 ve 3323 nolu parselleri, 27.03.2006 günü üzerlerindeki sınırlandırmaları (takyidatları) ile birlikte satın aldıkları; davalılardan ...’nun, diğer davalı ...’a olan borcu nedeni ile 1997/1662 eski, 2004/431 yeni Esas sayılı takip dosyası üzerinden dava konusu taşınmazlar üzerine haciz şerhi konulmuş bulunduğu, dosya alacaklısının taşınmazların satışını istediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacılar adına tescil edilmiş taşınmazlar üzerine davalılar arasındaki takip dosyası üzerinden konulmuş bulunan haciz şerhi nedeniyle davacılara ait taşınmazların satışı söz konusu olduğundan, davacıların davalılara karşı dava açma hakkı vardır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin husumet yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/9339, K. 2010/5734, 11 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama