KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/10205 E., 2010/10429 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 02/04/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; davalılardan ... vekilinin temyiz dilekçesi süre yönünden reddedilmiş; ret kararı davalı tarafından süresi içinde temyiz olunmuştur.
Davalı, tebligatların usulsüz yapıldığını, davadan haberi olmadığı için savunma yapamadığını belirtmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava dilekçesi davacı ve diğer davalıya Bahçelievler/... adresine tebliğe çıkarılmıştır. Bu adresin bir bankaya ait olduğu ve davalıların tanınmadığı belirlenmiş, banka görevlilerince yanlışlıkla alınan tebligatlar geri gönderilmiştir. İkinci kez çıkarılan tebligatların da tanınmadığı belirtilerek geri çevrilmesi üzerine adres araştırması yapılmadan, davacı yanın isteği üzerine bankanın olduğu adrese Tebligat Yasası’nın 35. maddesi uyarınca tebligat yapılmıştır. Yargılama, davalıların yokluğunda yapılıp sonuçlandırılmış ve gerekçeli karar da Tebligat Yasası'nın 35. maddesine göre aynı adreste tebliğ edilmiştir. İcra takibi sırasında davalının gerçek adresine ulaşılması üzerine davayı öğrenen davalı kararı temyiz etmiştir.
Davalının adres bilgilerine ilişkin dosyadaki belgelerde, farklı adresler yer almaktadır. 28.08.2007 günlü trafik belgesinde Erenköy/... adresi, temyiz dilekçesinde Bebek/... adresine ilişkin bilgiler bulunduğu görülmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 73. maddesi gereğince yasada gösterilen ayrık durumlar dışında, tarafları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yasaya uygun olarak çağırmadıkça karar veremeyeceğinden; dava dilekçesinin tebliğe çıkarıldığı adresin bir banka şubesine ait olduğu ve davalının burada tanınmadığı bildirildiğinden, davalının tebligat yapılabilecek adresi araştırılıp doğru adrese tebligat yapılarak savunma hakkı tanındıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, usulsüz tebligat yapılıp davalının savunma hakkı kısıtlanarak davanın görülüp sonuçlandırılması yanlıştır.
Bu durumda, davalının öğrenme tarihine göre temyiz istemi süresinde olup yerel mahkemenin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 03.08.2010 günlü ek kararının kaldırılmasına karar verilerek, yukarıda açıklandığı üzere davalıya usulüne uygun tebligat yapılıp savunma hakkını kullanma olanağı sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/10205, K. 2010/10429, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama