KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/10651 E., 2011/12241 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...Ş aleyhine 17/03/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın reddine dair verilen 17/03/2008 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 22/11/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı banka vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, haksız ihtiyati haciz nedeni ile uğranılan manevı zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, kardeşinin sahibi olduğu şirketin davalı bankadan aldığı kredileri geri ödeyememesi nedeni ile açılan alacak davasında, kredilerde borçlu ya da kefil olmadığı halde hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak evinde menkul mal haczi yapılmış bulunduğunu, itirazı üzerine yerel mahkemece hakkındaki ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, haksız ihtiyati hacze maruz bırakılması nedeni ile hakkında yapılan takibin %40 i oranında tazminata yada kişilik haklarına yapılan saldırı nedeni ile 1 00.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davanın icra takibine itiraza ilişkin bulunmaması nedeni ile %40 oranında kötü niyet tazminatı ödetilmesi isteminin yerinde olmadığını, davalının davacıya zarar vermek kastı ile hareket ettiği ispat olunamadığından manevi tazminat isteminin de reddine karar vermiştir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davalının, aralarında davacının da bulunduğu gerçek ve tüzel kişiler aleyhinde, dava dışı ...
Tekstil AŞ ile aralarında organik bağ bulunduğu iddia olunarak geri dönmeyen kredi borcundan dolayı alacak davası açtığı, tüm davalılar hakkında ihtiyati haciz isteminde bulunduğu, yerel mahkemenin ihtiyati haciz isteminin kabulüne dair kararının Kahramanmaraş İcra Müdürlüğünün 2007/287 sayılı dosyası ile takibe konulduğu, davacının evinde 04.06.2007 günü menkul mal haczi yapılarak davacıya yediemin olarak bırakıldığı, davacının hakkında verilen ihtiyati haciz kararına itiraz etmesi üzerine yerel mahkemece 07.06.2007 günü itirazın kabulüne karar verildiği, bunun üzerine hacizlerin kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Hakkında ihtiyati haciz kararı verilen diğer davalıların itirazlarının reddedilmesi üzerine karar temyiz edilmiş, 11. HD 2007/8960-11253
E-K sayılı ilamı ile "".alacağın yargılamayı gerektirir mahiyette bulunması nedeni ile ihtiyati haciz şartları bulunmadığından kararı bozmuştur ... "
Davalı banka tarafından davacının da içinde bulunduğu davalılar aleyhinde açılan Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/195 sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre de "... ...'nün .. Grup Şirketleri hakim ortağı ...lü ile akrabalık bağına istinaden kendisi ve sahibi bulunduğu ... Hayvancılık Ltd Şti'nin ... Tekstil AŞ ve ... Çelik Sanayi ve Ticaret Ltd Şti ile arasında ekonomik bağ bulunduğunun ifade edilmesi doğru değildir, zaten ...
Grup Şirketlerinin hayvancılık ile iştigal ettiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. ...'nün hiç parası olamayacağı, bir şirkete ortak olamayacağı, olduğu takdirde muvazaalı olacağı şeklindeki mantığın kabulü kesinlikle yanlış olacağından adı geçenin durumu yukarıda diğer davalılar ile ilgili geçen tespitlere uymamaktadır ..." denilerek davacının durumunun diğer davalılardan ayrık tutulduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi kendisinden beklenen özeni göstermeden davacı hakkında haksız ihtiyati haciz kararı alarak evinde menkul mal haczi yaptığı ve kusuru ile davacının kişilik haklarının zarar görmesine neden olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, takibin %40 i oranında kötü niyet tazminatı isteyemez ise de kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat isteyebileceğinden davacı yararına uygun tutarda bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken istemin tümden reddi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/10651, K. 2011/12241, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama