KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/10925 E., 2011/13202 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gaz. ve Mat. A.Ş. ve diğerleri aleyhine 12/05/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden esastan reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne dair verilen 17/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve bir kısım davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının, davalılardan ... tarafından yazılan 06/05/2009 tarihli "Danışman yazarlar" başlıklı köşe yazısı ve davalı ... ile ilgili temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalılar ... Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş., ..., ... ve ...'un temyiz itirazlarına gelince; dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, 06.05.2009 günlü ... gazetesinde “Katil zanlısını savunan danışman profesör” başlığı ile yayınlanan ve davalı ... tarafından hazırlanan haberin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu, ...’nın danışmanı olmadığı ve ... ailesi ile ticari ilişkisi bulunmadığı halde ... cinayetinde bu ilişkiler nedeniyle birilerinin tetikçisi veya kalemşörü gibi yazı yazmakla suçlandığını ileri sürerek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı, bu haber nedeni ile, davalı ... dışındaki diğer davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalı yan ise, yayının hukuka uygun olduğunu, haber niteliği taşıdığını, davacının 03.05.2009 günlü yazısında bulunduğu ... cinayetiyle ilgili yorumlar nedeni ile davacının yazısının eleştirisi niteliğinde olduğunu belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkeme, haberin veriliş şeklinde aşağılayıcı, abartılı, küçük düşürücü bir üslubun kullanıldığı, davacının akademik kariyerine de değinilerek kamuoyu önünde hedef haline getirildiği ve böylece öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğu gerekçesi ile istemi kısmen kabul etmiştir.
Dosya içeriğinden; tanınmış bir reklam eleştirmeni, iletişim ve marka danışmanı, iletişim fakültesinde öğretim üyesi, televizyon program yapımcısı ve köşe yazarı olan davacının, 03.05.2009 günlü ... gazetesinde yayımlanan “Kesik baş cinayeti ve melez gazetecilik” başlıklı yazısında, kamuoyunun ilgisini çeken ... cinayeti ile bu konuda yapılan röportaj ve ...’nun tutuklanması konularını işlediği; bu yazının basın ve yayın organları ile yazarlarca eleştirildiği, dava konusu edilen 06.05.2009 günlü yazı da, davacının bu köşe yazısından yola çıkılarak kaleme alındığı;
davacının yazısında "...iki gün önce ... ile telefonda ... üzerine konuşurken bu konu açıldı…" denildikten sonra ona sorular sorduğu, aldığı cevapları yazısına taşıdığı ve tutuklu ... lehine bazı ihtimalleri dile getirdiği anlaşılmaktadır.
Davacının yazısında belirttiği görüşme, dava konusu yayına yol açmış olup dava konusu yayında belirtildiği biçimde; "...’nun şirketi ... rakının danışmanlığını yaptığı iddialarını reddeden davacının, en önemli olay kesik baş cinayeti mi diyerek olayı şaşırtan bir üslupla ele aldığı" dolayısıyla zanlıyı koruduğu yönünde yayın yapılması, davacının yazısının eleştirilmesi niteliğindedir. Başlığın çarpıcı olması, gazetecilik mesleğinin bir gereğidir. Üstelik dava konusu haberin içeriği, davacının yazısının eleştirisi niteliğinde olup hukuka uygun bulunduğundan, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmaz.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/10925, K. 2011/13202, 8 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama