KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/14738 E., 2011/323 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
352 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 24/04/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 29/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, davalı kardeşinin 21.03.2005 günü Cumhuriyet Savcılığına verdiği şikayet dilekçesinde yer alan hakaret ve iftira niteliğindeki sözlerini daha sonraki yıllarda sürekli 3. kişilere aktararak kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek, uğradığı manevi zararının ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, hakaret içeren sözler nedeniyle 6 aylık sürede şikayette bulunmaması nedeniyle ceza davası düştüğünden olayda ceza zamanaşımı uygulanamayacağı, Borçlar Yasası'nın 60. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiği gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Davalının Cumhuriyet Savcılığına verdiği 21.03.2005 günlü şikayet dilekçesinde davacıya hakaret ettiği gerekçesiyle Türk Ceza Yasası'nın 125. maddesi uyarınca cezalandırılması amacıyla davalı hakkında açılan kamu davasının, takibi şikayete bağlı bu suçtan dolayı Türk Ceza Yasası'nın 73/1 maddesi gereğince 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra şikayette bulunulduğu gerekçesiyle, kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Davalının, davacıya yönelik sözleri hakaret niteliğini taşımaktadır. Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Olay gününde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 482. maddesinde düzenlenmiş bulunan hakaret suçuna ilişkin ceza zamanaşımı süresi, aynı Yasa'nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olup tazminat davasında uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanabilmesi için ceza davası açılmış olması gerekmediği gibi davalının cezalandırılmış olması da gerekmez.
Yerel mahkemece, suç niteliğindeki haksız eylemin 21.03.2005 günü gerçekleştiği, eldeki davanın açıldığı 24.04.2009 gününde 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık (uzamış) ceza zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/14738, K. 2011/323, 18 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama