KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/14911 E., 2011/863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
700 kelime·4 dk okuma
Davacı ... ... ve diğeri (...'a velayeten) vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 26/03/1999 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/07/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm, davalı ...’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı ...’ın diğer temyiz itirazına gelince; dava, yanlış tedavi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak asıl ve birleştirilen dosyalardaki istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ve davalı ... tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılardan ..., ... Adana Hastanesinde davalı ... tarafından gerçekleştirilen ameliyat sonucu bitkisel hayata girerek meslekte kazanma gücünü %100 oranında kaybetmiştir.
12.03.1999 günlü dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi ve manevi tazminat isteminde bulunan davacılar, 23.11.2006 günlü ıslah dilekçesi ile maddi tazminat isteklerini arttırmışlar; yerel mahkemece verilen 12.04.2007 günlü kararda ıslah dilekçesiyle arttırılan tutarların da kabulüne karar verilmiş; tarafların temyizi üzerine karar Dairemizin 17.04.2008 günlü kararı ile ıslah edilen bölüme ilişkin zamanaşımı def’i hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması nedeniyle bozulmuş; yerel mahkemenin 10.02.2009 günlü karar ile ıslah edilen tazminat tutarı zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş;
tarafların temyizi üzerine Dairemizin 15.10.2009 günlü kararıyla asıl dosyada görülen tazminat davası yönünden davalının 2/8 kusur oranında sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemiş olması nedeniyle karar yeniden bozulmuştur.
Bozmadan sonra, Adana Asliye 1. Hukuk Hakimliğinin 20.4.2010 gün ve 2009/155-2010/240 sayılı kararı ile davacıların davalılar ... ve Sosyal Sigortalar Kurumu aleyhine açmış olduğu tazminat davasının eldeki bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş; asıl ve birleştirilen dava dosyalarında davacıların davalı ... hakkındaki istemlerinin bir bölümü kabul edilmiştir.
Davacılar, eldeki dava dosyası ile birleştirilen Adana Asliye 1. Hukuk Hakimliği'nin 2009/155 Esas sayılı davayı Adana İş Mahkemesine verdikleri 07.09.2006 havale günlü dilekçe ile açmışlar, Adana 3. İş Mahkemesince verilen 27.03.2007 gün ve 2006/388-2007/139 sayılı görevsizlik kararı taraflarca temyiz edilmeksizin 05.04.2007 günü kesinleşmiştir.
Davacılar vekili 02.04.2007 gün ve yazı işleri müdürünün 12.04.2007 havale tarihli dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi istemini içeren dilekçesini dosyaya sunmuştur. Ancak, İş Mahkemesi Hakimliğince düzenlenen 12.03.2009 günlü yazıda; davacı vekilinin 12.03.2009 gününde dosyayı sorduğu, dosyanın incelenmesi sonucu istek dilekçesi dosyada olmadığından gereğinin yapılmadığı, davacı vekili elindeki gölge dosya içindeki 12.04.2007 günlü istek dilekçesi üzerine dosyanın gönderildiği belirtilmiştir.
Görevsizlik kararı veren mahkeme, görevsizlik kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderme kararı vermekle yetinir. Dava dosyasını kendiliğinden görevli mahkemeye gönderemez.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 193/2, 3 ve 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli mahkemede tebligat yaptırması zorunlu olup kararın kesinleştiği günden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir.
Ancak, davalıya bu on gün içinde davetiyenin tebliğ edilmesini sağlamak davacının elinde olmadığından on gün içinde mahkemeye başvurarak davetiye tebliğ giderini yatırması yeterli görülmüştür. Bu işlemlerin süresinde yapılmaması durumunda dava açılmamış sayılır. Yasada yer alan 10 günlük süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Yerel mahkemece, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi isteminde bulunulmadığı ve on günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu kendiliğinden gözetilerek, birleştirilen Adana Asliye 1. Hukuk Hakimliği'nin 2009/155 Esas sayılı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bu dosya yönünden de işin esası incelenerek yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Dava konusu olayda, davacıların vekilleri vasıtasıyla dosyaya sundukları 12.04.2007 havale tarihli dilekçelerinde davalılara tebligat yapılması için gerekli davetiye giderlerini karşılamadıkları anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacıların, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 193. maddesinde öngörülen 10 günlük süre içerisinde davalılara tebligat yapılması için gerekli davetiye giderini yatırmadığından on günlük süre içinde görevli mahkemeye başvurmuş sayılmazlar.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, eldeki dava dosyası ile birleştirilen Adana Asliye 1. Hukuk Hakimliği'nin 2009/155 Esas sayılı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bu dosya yönünden de işin esası incelenerek yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/14911, K. 2011/863, 31 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama