KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/2205 E., 2011/818 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
299 kelime·1 dk okuma
Davacı ... ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... ... Seramik San. Tic. AŞ aleyhine 10/03/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; aktif husumet ehliyeti yönünden davanın reddine dair verilen 20/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yerel mahkemece, dava konusu alacaklarını 29.01.2003 günlü temlikname ile dava dışı ... ...'ya temlik eden davacının bir hakkı kalmadığı gerekçesiyle aktif husumet ehliyeti yönünden istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, eşinin ölümü nedeniyle destekten yoksunluk tazminatından ... alacağının 30.000,00 TL tutarındaki bölümünü, 29.01.2003 gününde dava dışı ... ...'ya temlik etmiş ve 25.03.2003 gününde de ilk dava açılmıştır. Yargılama sonucunda, davacının destekten yoksun kalma zararı 43.427,53 TL olarak belirlenmiş ve söz konusu tutar temlik alan ... ... tarafından ıslah yolu ile istenmiştir. O davada temlik konusu tutarın 30.000,00 TL ile sınırlı olduğu belirtilerek ... ...'nın ıslah konusu ettiği tutarın reddine karar verilmiş ve adı geçenin temyiz istemi Dairemizce reddedilmek suretiyle ilk karar onanmıştır.
Eldeki bu davada, destekten yoksun kalma zararı olarak belirlenen tutardan, temlike konu tutar indirilerek kalan 13.427,53 TL'nin ödetilmesi istenmiştir. Davacı tarafından temlik edilen alacak tutarı 30.000,00 TL ile sınırlı olup asıl dava dosyasında, ıslah işlemi de temlik alan tarafından yapılmıştır. Bu durumda davacı, temlik kapsamı dışında kalan zarar tutarının ödetilmesini isteyebilir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu benimsenip uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/2205, K. 2011/818, 31 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama