KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/2271 E., 2011/1288 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 05/04/2004 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; dava haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi isteğine ilişkin olup yerel mahkemece, maddi tazminat isteğinin reddine, manevi tazminat isteğinin ise bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, aynı işyerinde çalışmakta olduğu davalıların cinsel taciz eylemleri yüzünden işinden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek, yeniden iş bulup çalışamadığı süreye ilişkin kazanç kaybını maddi tazminat olarak istemiştir.
Dosyadaki kanıt ve belgelerden; davalıların uzun süre devam eden taciz eylemleri nedeniyle çalışmakta olduğu işyerinden kendi isteği ile işten ayrılmak zorunda kaldığı anlaşılan davacının, yeniden iş bulup çalışmaya başlayıncaya kadar geçen sürede uğrayacağı kazanç kaybından da davalıların sorumlu tutulması gerekir. Davacının sosyal güvenlik hakları kapsamında işverenden isteyebileceği haklar davalıların bu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacının yeniden iş bulup çalışmaya başlayabileceği olağan (makul) süre boyunca elde edebileceği gelir tutarı belirlenip bundan da davalıların sorumlu tutulmaları gerekirken, bu yönler üzerinde durulmadan, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/2271, K. 2011/1288, 14 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama