KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/2897 E., 2011/2054 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Davacı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 04/02/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; kabulüne dair verilen 10/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddolunmalıdır.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, dava dışı kişiler arasındaki icra takibi sırasında borçlunun taşınmazına haciz konulması için yazılan yazı gereğinin, davalıların görevli olduğu tapu sicil müdürlüğünce, yerine getirilmemesi nedeniyle açılan davada verilen karar gereğince ödenen tazminatın rücu yolu ile davalılardan alınması istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Davalıların savunmalarında, dava konusu olayın meydana gelmesinde görev yaptıkları İzmir İli Konak Tapu Sicil Müdürlüğü'ndeki işlerin yoğunluğu ve personel yetersizliğinin etkisi olduğunu belirtmeleri ve bu durumun ceza mahkemesinin beraat kararına da gerekçe yapıldığı gibi, davacı idarenin meydana gelen olay ve açılan bu davalar nedeniyle asıl borçlu tarafın da ödenmeyen borcun, davacı idare tarafından alacaklıya ödenmiş olmasına rağmen asıl borçlu hakkında sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı bir alacak davası açılmamış olduğu da gözetilerek belirlenen zarar tutarından BK 43. ve 44. maddeleri gereğince davalılar yararına uygun bir indirim yapılması gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Borçlar Yasası'nın 50. ve 51. maddelerinde düzenlenmiş bulunan teselsül kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açmaları ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna ilişkin olup zarara yol açanlar ile zarar gören arasındaki ilişkinin düzenlenmesine yöneliktir. Eldeki davada, zarar görene ödenen tazminat, zarar verenlerden rücu yoluyla istendiğine göre zarar verenler arasında teselsülden söz edilmez. Zarar verenler kendi kusurları oranında sorumludurlar.
Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalıların belirlenecek kusurları oranında ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerekirken ortaklaşa ve dayanışmalı olarak (müştereken ve müteselsilen) sorumlu tutulmuş olmaları doğru olmadığından, karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/2897, K. 2011/2054, 28 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama