KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/3475 E., 2010/3732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/10/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet nedeni ile reddine dair verilen 21/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, hizmet kusuru nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem pasif husumet yönünden reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, askerlik görevini yapmakta olan oğlu ...'in nöbet tuttuğu sırada zimmetli silahı ile intihar ederek öldüğünü, oğlunun ruhsal (psikolojik) ve aile sorunları bulunduğunu komutanlarına birçok kez anımsattığı halde ölene gece geç saatte dolu silah ile yalnız başına normal nöbet görevi veren yetkililerin üzerine düşen özeni göstermediklerini, vatan görevi yapan kişinin can ve mal güvenliğini sağlamaya davalı idarenin kusursuz sorumlu olduğunu belirterek, uğradığı maddi ve manevi zararın davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı ... ise, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı görevli mahkemenin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olduğunu belirterek, yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre askerlik görevini yapmakta olan davacının oğlu ...'in, olay günü 02:00 - 04:00 saatleri arası nizamiye nöbetini tuttuğu sırada saat 02:40'da nöbet hizmeti gereği kendisine verilen silah ile çenesinin altına ateş ederek intihar ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın dayanağını oluşturan eylem; asker kişinin, askeri bölgede, kamu hizmeti niteliğindeki askerlik görevi gereği nöbeti tuttuğu sırada gerçekleşmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Yasası'nın 20. maddesine göre asker kişileri ilgilendiren askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözüm yeri ilk ve son derece mahkemesi olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne aittir. Maddenin düzenleniş biçimine göre dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olduğu sonucuna varılmak gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın İçişleri Bakanlığı'na karşı açılması gerektiği gerekçesiyle husumet yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/3475, K. 2010/3732, 31 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama