KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/37 E., 2010/3240 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2010
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
347 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 05/10/2004 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/06/2008 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 23/03/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, evlilik vaadi nedeniyle davalının oğlu ile karı koca gibi yaşamaya başladıklarını, nikaha yanaşmayarak sürüncemede bırakan davalının oğlunun bir süre sonra kendisini evden kovduğunu, bu birliktelik başlamadan önce düzenlenen çeyiz senedinin davalı tarafından imzalandığını, senede yazılı her şeyin kendisine ait olduğunu, eşyanın tamamının babası tarafından çeyiz olarak alındığını, bunun alınması amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini istemiştir.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa'nın 4/1. maddesi gereğince, 4721 sayılı Medeni Yasa'nın İkinci Kitabı'ndan doğan dava ve işlere aile mahkemesinde bakılır.
Taraflar arasındaki birliktelik, yasal nikah yaptırmadan bir arada yaşamak niteliğinde olduğundan, uyuşmazlığın nişanlanmaya ilişkin düzenlemelere göre değil, Borçlar Yasası'nın genel hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Borçlar Yasası'ndan doğan uyuşmazlıklar, Medeni Yasa'nın İkinci Kitabı içerisinde yer almadığından, davanın görüm ve çözüm yeri aile mahkemeleri değil genel hukuk mahkemeleridir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/37, K. 2010/3240, 23 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama