KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/4092 E., 2011/5805 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/10/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/10/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 24/05/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davalılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden; davalının, 01.11.2003 günü saat 12:00 sıralarında yol koşullarına uygun olmayan hızda sürdüğü araç ile gidiş yönüne göre yolun sağından yola girip karşıya geçmek isteyen ve geçişini tamamlamakta olan davacı yayaya çarparak yaralanmasına neden olduğu, trafik kaza tespit tutanağında % 70 oranda kusurlu olduğu belirlenen davalı sürücünün, ceza mahkemesinde 5/8 oranda kusurlu bulunarak cezalandırılmasına ilişkin kararın kesinleştiği; ayrıca, davalı ... şirketinin davacıya karşı açmış olduğu rücu yolu ile tazminat davasında davalı sürücünün % 70 oranda kusurlu olduğunun kabul edildiği;
yerel mahkemece benimsenen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 01.12.2008 günlü raporunda ise davalı sürücünün % 40 oranda kusurlu olduğunun belirtildiği; yerel mahkemece Adli Tıp Kurumu raporu ile çelişkinin giderildiği kabul edilmiş ise de anılan raporun çelişkiyi giderici nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Olayın oluş biçimi ve tüm dosya kapsamından, davalı sürücünün olayda % 70 oranda kusurlu olduğunu belirten bilirkişi raporunun dosya içeriğine uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının % 70 oranda kusurlu olduğu kabul edilip zarar tutarının bu orana göre belirlenmesi gerekirken, çelişkiyi giderici nitelikte olmayan Adli Tıp Kurumu raporuna göre karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacı, 26.05.2009 günlü ıslah dilekçesi ile istemini artırmıştır. Islah dilekçesi 28.04.2009 günlü bu bilirkişi raporuna dayalı olup anılan raporda davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle hak kazandığı tazminatın tutarı hesaplanmıştır.
Yerel mahkemece hesaplanan bu tazminat kalemleri ile ilgili olmayan Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından davacıya ödenmiş olan tedavi giderlerinin tazminat tutarından indirilerek karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
c)Davacı, dava dilekçesinde saklı tuttuğu fazlaya ilişkin maddi tazminat hakkını 26.05.2009 günlü ıslah dilekçesi ile artırarak olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödetilmesini istemiştir. Tazminat hukuku ilkeleri gereğince haksız eylemden ... zararın ödetilmesi amacıyla açılan davalarda zarar olay gününde gerçekleştiğinden, istek bulunması durumunda, kabul edilecek tazminata olay gününden itibaren faiz yürütülmesi gerekir. Yerel mahkemece ıslah edilen tutara ıslah gününden itibaren faiz yürütülmüş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
d)Davacı, trafik kazası nedeniyle yaşam tehlikesi geçirecek, 25 gün olağan uğraşına (mutad iştigale) engel olacak, % 17,2 oranda meslekte kazanma gücünden kaybedecek ve 3 ayda iyileşebilecek biçimde yaralanmıştır. Olayın oluş biçimi, tarafların kusur oranları ve yaralanma derecesi gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarı azdır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmemiş olması ayrı bir bozma nedenidir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/4092, K. 2011/5805, 24 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama