KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/4185 E., 2011/3838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gaz. A.Ş ve diğerleri aleyhine 30/04/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar ... Gaz. A.Ş ve ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan ... ve ... AŞ tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, Zaman gazetesinin 31.05.2006 günlü sayısında “Dünya Basını: Karun Hazineleri'nin çalınması Türkiye için bir utanç” başlığı ile yayımlanan haberde, izni alınmadan fotoğrafı yayımlanarak, hırsızlık olayını gerçekleştiren kişinin kendisi olduğu izlenimi yaratıldığını belirterek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir.
Davalılardan ..., olay ile ilgisi bulunmadığını ileri sürerek, hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini; ... kendisine husumet düşmediğini, ... AŞ ise, davanın esas yönden reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, gerçek ve güncel olan yazının haber niteliği taşıdığı ancak, kamuoyu bilgilendirilirken gerekli özenin gösterilmediği, olay ile hiçbir ilgisi bulunmayan davacının fotoğrafının izinsiz yayımlanmasının hukuka aykırı olduğu, davacının Karun Hazineleri'ni çalanlardan biri imiş gibi bir gösterildiği gerekçesi ile istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu haberin gazetede yer alış biçimi, yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen 5.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 2.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/4185, K. 2011/3838, 7 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama